Romantik ilişkilerin sağlığa iyi geldiği uzun süredir biliniyor. Benzer şekilde, maddi güvencenin de hem bedensel hem de zihinsel sağlık üzerinde koruyucu bir etkisi olduğu bilinmekte. Peki bu iki faktörden biri diğerinin önüne geçebilir mi? Yeni bir araştırma bu soruyu yanıtlamaya çalıştı ve sonuç oldukça net: İkisi de gerekli, hiçbiri diğerinin yerine geçemiyor.

Araştırmacılar, katılımcıların romantik ilişkilerindeki mutluluk düzeylerini ve finansal güvence algılarını ölçerek bunların genel sağlık durumlarıyla ilişkisini inceledi. Analizler, her iki faktörün de sağlık göstergeleriyle bağımsız biçimde ilişkili olduğunu gösterdi. Yani mutlu bir ilişkide olan biri bile maddi güvensizlik hissediyorsa sağlık açısından olumsuz sonuçlarla karşılaşabiliyor. Tersine, finansal açıdan rahat olan biri yalnız ya da mutsuz bir ilişki içindeyse bu durum da sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Bu bulgu, sağlık araştırmalarında sıklıkla karşılaşılan 'tek faktör' yaklaşımına önemli bir itiraz niteliği taşıyor. İlişki kalitesini ön plana çıkaran bazı çalışmalar maddi koşulları göz ardı ederken, gelir ve servet üzerine yoğunlaşan araştırmalar da bazen sosyal bağların gücünü yeterince ele almıyor. Oysa gerçek tablo çok daha katmanlı görünüyor.

Zihinsel sağlık söz konusu olduğunda bu bağımsız etkiler özellikle belirgin hale geliyor. Hem ilişki memnuniyetinin hem de ekonomik güvencenin kaygı ve depresyon belirtileriyle ters orantılı olduğu görülüyor. Bu da bireylerin refahını desteklemeye yönelik politika ve müdahalelerin yalnızca ekonomik ya da yalnızca sosyal boyutlara odaklanmak yerine her ikisini birden gözetmesi gerektiğine işaret ediyor.

Araştırma, gündelik yaşamda da pratik bir mesaj taşıyor: Sağlıklı ve mutlu bir hayat inşa etmek isteyenler için ne sağlam ilişkiler kurmak ne de finansal istikrarı sağlamak opsiyonel; her ikisi de temel bileşenler arasında yer alıyor. 'Aşk mı, para mı?' sorusu belki de hiç bu kadar bilimsel bir yanıt bulmamıştı: İkisi de.