LIGO'nun (Lazer İnterferometresi Gravitasyonel Dalga Gözlemevi) algıladığı olağandışı bir gravitasyonel dalga sinyali, fizik ve astronomi dünyasında yeni bir tartışma başlattı. Söz konusu sinyal, daha önce benzerlerine rastlanmayan özelliklere sahip olduğundan araştırmacıların dikkatini hemen çekti.
Sinyalin en çarpıcı yanı, standart yıldız evrimi sonucunda oluşan kara delik çiftlerinin birleşmesinden beklenen desenlerle tam olarak örtüşmemesi. Bu durum, gözlemlenen olayın kökeninin farklı bir mekanizmaya dayandırabileceğini düşündürüyor. Bilim insanları bu noktada ilksel kara delikleri olası bir kaynak olarak masaya yatırdı.
İlksel kara delikler, Büyük Patlama'nın hemen ardından, evren henüz soğumadan ve ilk yıldızlar oluşmadan önce, maddenin olağanüstü yoğun biçimde toplandığı bölgelerde kendiliğinden çökmesiyle ortaya çıkmış olabileceği öne sürülen hipotetik nesnelerdir. Boyutları birkaç gram ağırlığındaki küçücük yapılardan güneş kütlesinin binlerce katına kadar uzanabilen geniş bir yelpazeye yayılıyor.
Bu nesnelerin asıl çekiciliği ise karanlık maddeyle olan potansiyel bağlantısından kaynaklanıyor. Evreni bir arada tutan çekim kuvvetini açıklamak için gerekli olan karanlık madde, ışık yaymadığından ya da emmediğinden bugüne kadar doğrudan gözlemlenemedı. İlksel kara deliklerin, bu gizli kütlenin tamamını ya da önemli bir bölümünü oluşturabileceği fikri, onlarca yıldır teorik fizik literatüründe yer buluyor.
Yeni gravitasyonel dalga sinyali, bu fikri soyut bir hipotezden gözlemsel bir araştırma nesnesine taşıma potansiyeli taşıyor. Sinyalin kütlesi, dönüş özellikleri ve dalga formu, ilksel kökenli bir birleşme senaryosuyla kısmen uyumlu görünüyor. Ancak araştırmacılar ihtiyatlı olmayı sürdürüyor; tek bir gözlem, bu denli iddialı bir sonucu kesinleştirmeye yetmiyor.
Önümüzdeki dönemde LIGO ve ortağı Virgo dedektörünün daha fazla veri toplaması, bu sinyalin gerçekten sıradışı bir kategoriye girip girmediğini netleştirecek. Eğer ilksel kara deliklerin varlığı gözlemsel olarak teyit edilirse, bu yalnızca kara delik fiziğinde değil, karanlık madde araştırmalarında da yeni bir çağın kapısını aralayacak.