Turin Kefeni, yüzyıllardır dünyanın en çok tartışılan nesnelerinden biri olmayı sürdürüyor. Üzerinde bir insan bedeninin izlerini taşıdığı düşünülen bu keten bez, Hristiyan inancında Hz. İsa'yı sardığına inanılan kutsal bir emanet olarak kabul ediliyor. Ancak bilim dünyası bu iddiayı hiçbir zaman doğrulayamadı. Şimdi yeni bir DNA analizi, kefen hakkında bilinen her şeyi olmasa da kefen üzerinde biriken biyolojik tarihi dramatik biçimde genişletiyor.

Araştırmacılar, bez üzerinden topladıkları örnekleri genetik açıdan incelediğinde yalnızca tek bir insan grubuna ya da coğrafyaya ait izler bulmayı beklemiyordu. Oysa ortaya çıkan tablo çok daha karmaşıktı: Farklı insan soylarına ait DNA'ların yanı sıra çok sayıda bitki türüne, çeşitli hayvanlara ve hatta mercan gibi deniz organizmalarına ait genetik materyaller tespit edildi. Bunların yanında farklı mikrop topluluklarının da izi bezde yer bulmuştu.

Bu biyolojik çeşitlilik, kefen üzerindeki DNA'nın tek bir olay ya da kişiden değil; yüzyıllar boyunca süren el değiştirmeler, ziyaretler ve seyahatlerden kaynaklandığını güçlü biçimde düşündürüyor. Mercan kökenli DNA'nın varlığı özellikle dikkat çekici; zira bu, ketenin bir noktada deniz ticareti yollarıyla ya da kıyı bölgelerindeki insanlarla temas etmiş olabileceğine işaret ediyor.

Araştırmacılar bulgularını yorumlarken son derece temkinli bir dil kullanıyor. DNA analizinin kefen üzerindeki imgelerin nasıl oluştuğunu, bezin ne zaman üretildiğini ya da gerçekten kime ait olduğunu açıklamadığını açıkça vurguluyorlar. Nitekim 1988'de yapılan radyokarbon tarihleme testi, kefen bezi için 13. ile 14. yüzyıl aralığını işaret etmişti; ancak bu sonuç da tartışmasız kabul görmedi.

Yine de bu çalışma, tarihin en ünlü nesnelerinden birinin biyolojik geçmişine dair şimdiye kadar yapılmış en ayrıntılı araştırmalardan birini temsil ediyor. Sonuçlar, kefen üzerindeki DNA'nın adeta katmanlı bir zaman kapsülü gibi işlev gördüğünü; dokunan her elin, ziyaret edilen her şehrin ve geçilen her coğrafyanın bu kapsüle küçük bir iz bıraktığını ortaya koyuyor. Bilim, bu kez kefen hakkında kesin bir hüküm vermek yerine onun görünmez tarihini haritalandırmayı başardı.