Bir molekül, aynı kimyasal bağlara sahip olmasına rağmen atomların uzaydaki dizilişine göre farklı üç boyutlu şekillere bürünebilir. Bu farklı geometrik yapılara konformer denir. İlaç tasarımından malzeme bilimine uzanan geniş bir yelpazede konformerlerin doğru biçimde tanımlanması büyük önem taşır.

Ancak spektroskopi yoluyla iki konformeri birbirinden ayırt etmek her zaman mümkün değildir. Yeni bir teorik çalışma, bu sorunun tam olarak ne zaman çözülebilir, ne zaman çözülemez olduğunu matematiksel bir çerçeveye oturtmayı hedefliyor. Araştırmacılar, her ölçüm yönteminin kendi deneysel hata payıyla birlikte bir gözlem yasası oluşturduğunu ve iki konformerin ancak bu yasa çerçevesinde farklı sinyaller üretiyorsa 'ayırt edilebilir' sayılması gerektiğini öne sürüyor.

Çalışmanın öne çıkan kavramlarından biri Bayes hata grafiği. Bu yapı, sonlu çözünürlükteki belirsizliklerin matematiksel olarak geçişsiz (non-transitive) olduğunu gösteriyor: Yani A yapısı B ile karışabilir, B de C ile karışabilir; ama bu A'nın C ile karışacağı anlamına gelmez. Bu nüans, konformer analizlerinde gözden kaçırılması kolay bir tuzağa işaret ediyor.

Birden fazla ölçüm yöntemi bir arada kullanıldığında ayrım gücünün nasıl arttığı da formüle ediliyor. Ek olarak, birbirine karışmış (süperpozisyon halindeki) spektrumlardan her bir konformerin oranını kurtarmak için Fisher bilgi matrisi ve kısıtlı optimizasyon kriterleri öneriliyor.

Yöntem; 1,2-difloroetan, etilen glikol ve n-pentan molekülleri üzerinde B3LYP-D3(BJ)/def2-TZVP düzeyinde hesaplanmış yapı toplulukları kullanılarak sınanmış. Sonuçlara göre kızılötesi spektroskopi, ayna görüntüsü ilişkisi olmayan yapı çiftlerini birbirinden başarıyla ayırt edebiliyor. Buna karşın birbirinin ayna görüntüsü olan enantiyomer çiftler, kiral olmayan gözlem koşullarında tam dejenere kalıyor ve IR ile ayrıştırılamıyor.

Çalışma, spektroskopik sonuçların yorumlanmasında sıkça yapılan bir hataya dikkat çekiyor: Bir yöntemin belli bir veri setinde işe yaraması, o yöntemin evrensel biçimde yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmacılar, 'tanımlanabilirlik' sorusunun her deney tasarımından önce sorulması gerektiğini vurguluyor.