Otonom araç teknolojisi son yıllarda büyük adımlar atsa da robotaksi filolarının güvenli biçimde işletilebilmesi için yapay zekanın yanında insan gözetimine olan ihtiyaç sürüyor. Otonom araç yönetim platformları geliştiren Guident şirketinin CEO'su, artan filo büyüklüğüyle birlikte bu gerçeğin daha da belirginleştiğini ifade etti.

Yapay zeka sistemleri, rutin sürüş koşullarında etkileyici bir performans sergileyebiliyor. Ancak gerçek dünya; inşaat alanları, beklenmedik yaya hareketleri, kötü hava koşulları ve altyapı arızaları gibi sayısız değişkeni barındırıyor. Bu tür olağandışı durumlarda yapay zekanın karar verme mekanizması yetersiz kalabiliyor ya da yanlış tepkiler üretebiliyor.

Guident'in savunduğu 'döngüde insan' (human-in-the-loop) yaklaşımı, uzaktan çalışan insan operatörlerin gerçek zamanlı olarak araçları izlemesini ve gerektiğinde müdahale etmesini öngörüyor. Bu model, tam insansız işletimden vazgeçmek anlamına gelmiyor; tersine otomasyonu insan yargısıyla güçlendiren çok katmanlı bir güvenlik mimarisi sunuyor.

Önemli bir pratik sorun da ölçeklenebilirlik. Bir şehirde onlarca araçla başlayan bir filo, zamanla yüzlerce hatta binlerce araca ulaşabilir. Her araca ayrı bir insan operatör atamak ekonomik açıdan sürdürülebilir değil. Guident, bu sorunu aşmak için tek bir operatörün eş zamanlı olarak birden fazla aracı uzaktan izleyip yönetebileceği sistemler geliştiriyor. Böylece insan müdahalesi ihtiyaç duyulduğunda devreye girerken araçlar büyük çoğunlukla özerk şekilde hareket edebiliyor.

Sektör genelinde Waymo ve Cruise gibi şirketler milyonlarca kilometre otonom sürüş verisi biriktirmiş olsa da zaman zaman yaşanan olaylar, insan denetiminin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Düzenleyici kurumlar da giderek daha sıkı denetim mekanizmaları talep ediyor.

Guident'in yaklaşımı, yapay zeka ile insan zekasının rakip değil, tamamlayıcı unsurlar olduğu fikrine dayanıyor. Otonom araçların toplumsal güveni kazanabilmesi için yalnızca teknolojik yetkinlik değil, şeffaf ve hesap verebilir bir güvenlik kültürü de gerekiyor. 'Döngüde insan' modeli, bu kültürün somut bir yansıması olarak değerlendirilebilir.