Kayaların iç yapısını anlamak için kullanılan mikro-tomografi teknolojisinde önemli bir metodolojik ilerleme kaydedildi. Araştırmacılar, silindirik kaynak numunelerinden alınan görüntülerde hangi boyuttaki hacmin analiz için yeterli temsili değer sağlayacağını belirleme konusunda yeni bir yaklaşım geliştirdi.
Geleneksel yöntemlerde, kayaların yapısal özelliklerini ölçerken numune boyutu ve konumu değiştikçe istatistiksel sonuçlar da sistematik olarak değişiyordu. Bu durum özellikle yaşam izleri içeren kayalarda büyük sorun yaratıyordu. Çünkü bu kayalardaki dal şeklindeki bağlantılı tünel ağları, laboratuvar numunelerinin çaplarıyla karşılaştırılabilir boyutlarda heterojenlik yaratıyor.
Yeni geliştirilen yöntem, öncelikle numunelerin eksenel yönündeki trend ve sapmaları matematiksel olarak bastırarak, ikinci dereceden analiz için uygun bir artık alan elde ediyor. Ardından, düşük dalga sayılı içeriğin belirlenen tolerans sınırları içinde stabilize olduğu en küçük analiz çapını seçiyor.
Bu yaklaşım, dijital kaya teknolojilerinde kullanılan mikroyapısal istatistiklerin güvenilirliğini önemli ölçüde artırıyor. Özellikle petrol endüstrisi ve jeoloji araştırmalarında kayaların geçirgenlik ve porozite gibi özelliklerinin belirlenmesinde daha doğru sonuçlar elde edilmesini sağlayacak.