Özgür iradenin gerçekten var olup olmadığı sorusu, felsefenin en eski ve en çetrefilli sorularından biridir. Bu sorunun bir boyutu özellikle ilgi çekicidir: Eğer bir olayın nasıl gerçekleşeceğini önceden biliyorsak, o olay gerçek anlamda 'özgür' olabilir mi?
Yeni bir çalışma bu soruyu soyut felsefi düzlemden çıkarıp modern fiziğin somut kavramlarına taşıyor. Araştırmacı, nedensel düzen ve fiziksel belirlenim kavramlarını kullanarak problemi yeniden kurgular. Temel senaryo şu şekilde işliyor: Birbiriyle kuantum dolanıklığı kurulmuş iki parçacık, uzayca birbirinden yeterince uzak iki noktada eş zamanlı olarak ölçülüyor. Bu iki ölçüm arasında ışık sinyali dahi geçemeyeceğinden, birinin diğerini nedensel olarak etkilemesi fizik kurallarına göre mümkün değil.
Özel görelilik teorisi bu noktada devreye giriyor. Birbirine nedensel olarak bağlı olmayan iki olayın zaman sırası, farklı hız ve yönlerde hareket eden gözlemcilere göre farklı görünebilir. Yani bir gözlemciye göre A ölçümü B'den önce gerçekleşmişken, başka bir gözlemciye göre sıralama tam tersi olabilir.
Kuantum dolanıklığı ise bu tabloya çarpıcı bir ekleme yapıyor: Dolanık parçacıklardan birinin ölçüm sonucunu öğrenen gözlemci, diğer parçacığın sonucunu da doğrudan tahmin edebilir. Bu korelasyon, iki olay arasında herhangi bir nedensel bağ olmadan ortaya çıkıyor.
Araştırmanın temel iddiası buradan doğuyor: Belirli bir referans çerçevesinde, bir gözlemci henüz gerçekleşmemiş — ve kendi yerel geçmişi tarafından belirlenmeyen, dolayısıyla 'serbest' sayılabilecek — bir ölçüm sonucuna ilişkin öngörüye sahip olabiliyor. Yani öngörü ve özgürlük, fiziksel gerçekliğin belirli bir yorumu altında aynı anda var olabiliyor.
Bu sonuç, nedensellik ve bilginin klasik anlayışlarını zorluyor. Bir sonucu önceden bilmek, o sonucun nedeni olmak anlamına gelmiyor; görelilik, bilgiyi nedensellikten koparabiliyor. Çalışma, özgür irade tartışmasının salt felsefi değil, fiziksel bir boyutu olduğunu ve bu boyutun henüz tam anlaşılmadığını gösteriyor.