Navier-Stokes denklemleri, su, hava veya kan gibi akışkanların nasıl hareket ettiğini matematiksel olarak tanımlayan denklem sistemleridir. 19. yüzyılda geliştirilen bu denklemler, mühendislikten iklim modellerine kadar pek çok alanda kullanılmaktadır. Ancak bu denklemlerin üç boyutlu uzayda her koşulda düzgün ve kesintisiz çözümler üretip üretmediği, yani matematiksel olarak 'düzgün' kalıp kalmadığı sorusu, yüzyılı aşkın süredir yanıtsız kalmaktaydı.
Clay Matematik Enstitüsü, 2000 yılında bu problemi dünyanın en önemli yedi matematiksel sorusundan biri olarak ilan etti ve çözene 1 milyon dolar ödül vaat etti. O günden bu yana sayısız matematikçi probleme yaklaşmaya çalıştı; ancak tam bir kanıt ortaya konamadı.
OpenAI, yapay zeka sistemine bu problemi yöneltti ve yaklaşık 15 milyon dolarlık hesaplama kaynağı kullandıktan sonra sistemi, matematiksel kanıt iddiasını yalnızca birkaç gün içinde üretti. Şirket bu sonucu kamuoyuyla paylaştı. Dikkat çekici olan nokta, duyurunun zamalamasıdır: Benzer fakat daha az kapsamlı başka bir yapay zeka destekli çalışma da neredeyse eş zamanlı olarak gün yüzüne çıktı ve bu durum alandaki yarışın ne kadar yoğunlaştığını açıkça ortaya koydu.
Bu gelişme, matematik camiasında coşku ve temkin iç içe bir atmosfer yarattı. Bir yanda tarihi bir engelin aşılmış olabileceği heyecanı varken diğer yanda ciddi sorular da gündeme geliyor: Yapay zeka tarafından üretilen bu tür kanıtlar bağımsız matematikçiler tarafından nasıl ve ne kadar sürede doğrulanabilir? Hesaplama sürecinin kendisi şeffaf mı? On milyonlarca dolarlık altyapı gerektiren bilimsel atılımlar, akademik eşitlik açısından ne anlama geliyor?
Uzmanlar, sonucun bağımsız denetimden geçmesi gerektiğini vurguluyor. Yapay zekanın matematiksel ispat üretimindeki bu hızlı ilerleme, alanın geleceği açısından dönüm noktası niteliği taşısa da kanıtın gerçekten geçerli kabul edilip edilmeyeceği ancak matematikçi toplumunun ayrıntılı incelemesiyle netleşecek.