İkizler üzerinde yürütülen kapsamlı bir araştırma, otoriter kişilik özellikleri ile sosyal hiyerarşi tercihlerinin birbirinden farklı kaynaklara dayandığını gösterdi. Çalışmanın bulguları, bu iki eğilimi tek bir blok olarak ele alan geleneksel yaklaşımlara meydan okuyor.

Araştırmacılar, ikiz çiftlerini karşılaştırarak kalıtımın ve paylaşılan aile ortamının söz konusu özellikler üzerindeki etkisini ayrıştırmayı başardı. Buna göre otoriter kişilik özellikleri; itaat beklentisi, kurallara sorgulamaksızın uyma ve otoriteye saygı gibi eğilimler büyük ölçüde aile içi ortam tarafından şekilleniyor. Yani birlikte büyüyen bireylerin bu açıdan birbirine daha çok benzediği gözlemlendi.

Öte yandan sosyal baskınlık yönelimi olarak da adlandırılan hiyerarşi tercihi, yani bazı grupların diğerlerinden üstün olması gerektiği inancı, bambaşka bir kaynaktan besleniyor. Bu özellik ise aile ortamıyla değil, kişinin kendi özgün hayat deneyimleriyle, yani ev dışında yaşadığı bireysel olaylarla daha güçlü bir ilişki içinde.

Bu ayrım, psikoloji literatüründe oldukça anlamlı bir kırılma noktası oluşturuyor. Zira otoriter tutum ve hiyerarşi eğilimi, siyasi psikoloji çalışmalarında sıkça yan yana kullanılan kavramlar. Ancak yeni bulgular, bu ikisinin perde arkasında çok farklı mekanizmalar işlettiğine işaret ediyor.

Pratik açıdan bakıldığında bulgular, otoriter eğilimleri azaltmaya yönelik yaklaşımların aile içi dinamiklere ve ebeveynlik pratiklerine odaklanması gerektiğine, hiyerarşi tercihlerini ele almak içinse daha bireysel ve deneyime dayalı müdahalelerin düşünülmesi gerektiğine işaret ediyor.

Çalışma, insan kişiliğinin oluşumunda kalıtımın ve çevrenin payını anlamaya çalışan davranış genetiği alanına da önemli veriler sunuyor. İkiz yönteminin sağladığı kontrollü karşılaştırma sayesinde, daha önce iç içe geçmiş gibi görünen bu iki eğilim artık daha net hatlarla birbirinden ayrılabiliyor.