Spor ayakkabılarınızın o hafif ve yumuşak tabanı, yakın gelecekte çok daha çevre dostu bir şekilde üretilebilir ya da geri dönüştürülebilir hale gelebilir. Bilim insanları, kompost yığınlarında keşfedilen bir bakteriyi genetik olarak yeniden programlayarak poliüretan köpüğü parçalama yeteneğine sahip yeni bir enzim geliştirdi.
Chem Catalysis dergisinin Eylül 2026 sayısında yayımlanan araştırma, plastik kirliliğiyle mücadelede biyoteknolojinin sunduğu çözüm olanaklarını bir kez daha gündeme taşıyor. Poliüretan, esnek yapısı ve dayanıklılığı sayesinde koşu ayakkabısı tabanlarından şiltelere, süngerlerden yalıtım malzemelerine kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor. Ancak bu malzemenin kimyasal yapısı, geleneksel geri dönüşüm yöntemlerine ciddi ölçüde direnç gösteriyor.
Araştırmacılar, çözümü beklenmedik bir yerde buldu: organik atıkların ayrıştığı kompost yığınları. Bu ortamda yaşayan bazı bakterilerin, karmaşık organik molekülleri doğal yollarla parçalayabildiği biliniyordu. Ekip, bu bakterilerin genetik yapısını laboratuvar koşullarında optimize ederek poliüretanı çok daha etkili biçimde sindiren bir enzim versiyonu elde etti.
Geliştirilen enzim, poliüretanın kimyasal bağlarını hedef alarak onu daha küçük ve işlenebilir bileşenlere ayırıyor. Bu bileşenler teorik olarak yeni malzemelerin üretiminde hammadde olarak kullanılabilir; böylece plastik atığın döngüsel ekonomiye kazandırılmasının önü açılabilir.
Çalışma henüz erken aşamada olup bulguların endüstriyel ölçekte uygulanabilmesi için aşılması gereken önemli teknik engeller bulunuyor. Enzimin büyük miktarlarda üretilmesi, farklı poliüretan türlerinde etkinliğinin test edilmesi ve sürecin maliyet açısından rekabetçi kılınması bu engellerin başında geliyor.
Bununla birlikte araştırma, mikrobiyal biyoteknolojinin plastik atık sorununa getireceği çözümlere dair bilim dünyasındaki ilgiyi beslemeye devam ediyor. Daha önce PET plastiklerini parçalayan enzimlerin keşfiyle başlayan bu alandaki ivme, poliüretan gibi çok daha inatçı malzemelere doğru genişliyor. Uzmanlar, bu tür biyolojik yaklaşımların kimyasal geri dönüşüm yöntemleriyle birlikte kullanılmasının plastik kirliliğiyle mücadelede kapsamlı bir çerçeve oluşturabileceğini vurguluyor.