Bundan yaklaşık bin yıl önce, 1054 yılının Temmuz ayında, Boğa takımyıldızında beklenmedik bir yıldız belirdi. Üç hafta boyunca gündüz gökyüzünde bile çıplak gözle izlenebilen bu nesne, dönemin Çin, Japon ve Avrupa kaynaklarına ayrıntılı biçimde yansıdı. Yirminci yüzyılın ortasında, süpernova fiziğinin yeterince anlaşılmasıyla birlikte, bu parlak noktanın o bölgede bugün gördüğümüz Yengeç Bulutsusu'nu oluşturan bir yıldız patlamasından kaynaklandığı kesinleşti. O günden bu yana bu olay, galaksimizde belgelenmiş sayılı süpernovalardan biri olarak kabul görmektedir.
Ancak yeni bir çalışma, bu köklü paradigmayı sorguluyor. Araştırmacılar, 1054 olayının yalnızca klasik bir süpernova olarak değil, aynı zamanda galaktik ölçekte bir gama-ışın patlaması (GRB) olarak da değerlendirilebileceğini ileri sürüyor. Gama-ışın patlamaları, bilinen en yüksek enerjili kozmik olaylar arasındadır. 1960'larda keşfedilmelerine karşın, gerçek uzaklıklarının kozmolojik boyutlarda olduğu ancak son yıllarda anlaşılabilmiştir.
Modern gözlemler sayesinde bu patlamaların gama ve X-ışını parlaklığının üstel sönümlenmesi, ardından gelen artık parıltının optik ve radyo dalgaboylarındaki evrimi uydu ve yer tabanlı teleskoplarla ayrıntılı şekilde takip edilebilmektedir. Araştırmacılar, ikili yıldız sistemlerinde gelişen hipernovalar temelinde oluşturdukları teorik çerçevenin bu gözlemsel örüntüleri başarıyla açıkladığını göstermişler; aynı modelin 1054 olayına da uygulanabileceğini savunuyorlar.
Eğer bu yorum doğru çıkarsa, Yengeç Bulutsusu'nun atasının salt bir süpernova değil, Samanyolu içinde yaşanmış ender belgelenmiş gama-ışın patlamalarından biri olduğu anlamına gelecektir. Bu, hem yıldız evrimi hem de yüksek enerjili astrofizik açısından önemli sonuçlar doğurabilir.
Çalışma şu an için ön baskı (preprint) aşamasında olup bağımsız bilim insanlarının değerlendirmesini beklemektedir. Sonuçların doğrulanması halinde, bin yıllık bu kozmik olayı anlama biçimimiz köklü biçimde değişebilir.