Evrenin en büyük gizemlerinden biri olan karanlık maddenin izlerini süren bilim insanları, Güneş'imizin içinde üretilen teorik parçacıkları tespit etmek için yenilikçi yöntemler geliştiriyor.
Aksi benzeri parçacıklar adı verilen bu gizemli varlıklar, Güneş'in çekirdeğinde proton ve döteryum atomlarının çarpışması sonucu 5.5 MeV'e kadar kütlelerle oluşabiliyor. Bu parçacıkların en ilginç özelliği, kısa ömürleri boyunca iki fotona bozunmaları ve bu fotonların beklenmedik yönlerden gelebilmesi.
Araştırmacılar, bu 'karanlıktan gelen ışıkları' tespit etmek için iki farklı strateji öneriyor. İlki uzay tabanlı dedektörler, diğeri ise Güney Kutbu gibi özel konumlardaki karasal deneyler. Güney Kutbu'nun seçilmesinin nedeni, bu bölgede Güneş'in konumunun yıl boyunca özel geometrik avantajlar sağlaması.
Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri, karasal deneyler için 'kritik yükseklik' kavramı. Belirli bir yüksekliğin altındaki dedektörlerin, bazı parametre aralıklarında hiç foton algılayamayacağı hesaplanıyor. Bu durum, iki cisim bozunumu ve geometrik etkilerden kaynaklanıyor.
Gelecekteki uzay ve karasal deneylerin MeV ölçeğindeki fotonlar için 10^-16 hassasiyete ulaşması durumunda, bu parçacıkların fotonlarla etkileşim gücü 3×10^-12 seviyesine kadar test edilebilecek.