Schrödinger'in dalga denklemi, kuantum teorisinin erken dönemlerinde bilim insanlarına tanıdık gelen bir görsel dil sundu: lineer diferansiyel denklemle evrilen bir dalga resmi. Bu yaklaşım, kuantum mekaniğini yeniden 'fizik gibi' göstermeyi başardı.
Ancak yeni bir değerlendirmeye göre, bu başarı aynı zamanda beklenmedik bir sonucu da beraberinde getirdi. Dalga fonksiyonunu fiziksel bir dalga olarak ele alma eğilimi, kuantum teorisini 'klasik görünümlü' tutma dürtüsünü körükledi.
Schrödinger'in kendisi de bu sorunun farkına vardı. Çok parçacıklı sistemler için dalga fonksiyonunun, sıradan fiziksel uzayda değil yapılandırma uzayında tanımlanması gerektiğini gördü. Bu durum, dalga fonksiyonunu doğrudan klasik bir dalga olarak yorumlama yolunu kapattı.
Ernst Mach ve Ludwig Boltzmann'ın düşünsel etkisi altında şekillenen Schrödinger'in başarısı çift yönlü bir miras bıraktı. Bir yandan hesaplama ve keşif için olağanüstü güçlü bir araç sağlarken, diğer yandan bu resmi fazla literal yorumlama konusunda uyarıda bulundu.
Araştırmacılar, bu gerilimin hiçbir zaman tam olarak kaybolmadığını belirtiyor. Modern fizikte, dalga fonksiyonu veya kuantum alan teorisi tartışıldığında bu ikiliğin hala ortaya çıktığını gözlemliyoruz.