Modern fizik, Eugene Wigner'in 1939'da parçacıkları cebirsel gruplarla ifade edilen simetriler yoluyla tanımlama önerisinden bu yana, matematiksel temellere dayanan bir madde ontolojisi arayışı içinde bulunuyor. Ancak arXiv'de yayınlanan yeni bir çalışma, bu yaklaşımların neden başarısız olmaya mahkum olduğunu ve Standart Model'den hareketle kuantum alan teorisi temelinde bir madde ontolojisi türetmenin mümkün olmadığını gösteriyor.
Araştırmacılar, fizik felsefesinin bu konudaki boş çabalar nedeniyle skolastikleştiğini öne sürüyor. Bu duruma alternatif olarak, Alman filozof Edmund Husserl'in geliştirdiği çerçeveden yararlanan yeni bir yaklaşım öneriliyor. Bu yaklaşım, geleneksel madde ontolojisi yerine 'fizik biliminin ontolojisi' konseptini benimsiyor.
Önerilen ontolojik çerçeve, sadece gerçek maddi varlıkları değil, aynı zamanda fizikçilerin düşünce süreçlerinde kullandıkları ideal kavramları da kapsamına alıyor. Bu yaklaşım, fizikçilerin matematiği nasıl kullandıklarını ele alan üst düzey bir ontolojik yapı sunuyor.
Bu yeni perspektif, fizik biliminde uzun süredir devam eden ontolojik sorunlara fenomenolojik bir çözüm getirmeyi amaçlıyor ve bilim felsefesi alanında önemli bir paradigma değişikliği önerebilir.