İnsan kulağının duyabileceği ses frekansları genellikle 20 Hz ile 20.000 Hz arasında tanımlanır. Ancak kulağımız bu sınırın altındaki seslere — yani infrases olarak adlandırılan frekanslara — karşı da tepkisiz değil. Yeni bir çalışma, 16 Hz'in altındaki bu düşük frekanslı seslerin iç kulakta beklenmedik bir mekanizma aracılığıyla işlendiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, infrasesin standart işitme yollarını kullanmak yerine iç kulaktaki farklı yapıları aktive ettiğini saptadı. Bu durum, söz konusu seslerin beyne iletilme biçiminin alışılagelen ses algısından köklü biçimde ayrıştığına işaret ediyor. Başka bir deyişle, kulağımız infrases karşısında adeta farklı bir işletim moduna geçiyor.
Bu bulgunun pratik yansımaları oldukça geniş. Rüzgar türbinleri, ağır sanayi ekipmanları, trafik ve hatta bazı doğal olaylar sürekli infrases kaynağı oluşturabilir. Bu frekanslara uzun süre maruz kalan insanların bir kısmı baş ağrısı, uyku bozukluğu ve genel bir rahatsızlık hissi bildiriyor; ancak bu şikayetlerin biyolojik mekanizması bugüne kadar yeterince anlaşılamamıştı.
Çalışma, özellikle rüzgar türbinlerine karşı aşırı hassasiyet geliştiren bireylerdeki semptomları açıklamak için somut bir zemin sunuyor. Eğer infrases iç kulakta alışılmadık bir yol izliyorsa, bu durum bazı kişilerin neden başkalarının fark etmediği bir rahatsızlık yaşadığını da açıklayabilir.
Bilim insanları, bu keşfin gürültü kirliliği standartlarının yeniden değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Mevcut ses güvenliği sınırları büyük ölçüde duyulabilir frekanslar üzerine kurulu; oysa infrasesin bağımsız bir mekanizma üzerinden işleniyor olması, bu sınırların gözden geçirilmesi gerektiğine işaret edebilir.
Sonuç olarak bu araştırma, işitme bilimine yeni bir boyut katıyor: Duymadığımızı sandığımız sesler, kulağımızda sessizce iz bırakıyor olabilir.