Sosyal medyada cinsel özgürleşmeyi temsil ettiği düşünülen #SexPositivity etiketinin, aslında tam tersi bir işlev gördüğü bilimsel olarak belgelendi. Sex Roles dergisinde yayımlanan araştırma, Instagram'daki bu hashtag paylaşımlarını niteliksel ve niceliksel yöntemlerle analiz ederek çarpıcı sonuçlara ulaştı.

Araştırmacılar, incelenen paylaşımların büyük çoğunluğunun kadın bedenini özne olarak değil, nesne olarak konumlandırdığını tespit etti. Cinsel özgürleşme adına üretilen içeriklerin, paradoks biçimde anaakım medyanın dayattığı ince, genç ve beyaz beden normlarını yeniden ürettiği görüldü. Başka bir deyişle, özgürlük söylemi dar bir güzellik kalıbının içine sıkıştırılmış halde sunuluyor.

Bulgular aynı zamanda ticari boyutu da işaret ediyor. Paylaşımların kayda değer bir kısmının marka tanıtımı, ürün pazarlaması veya kişisel hesap büyütme amacı taşıdığı görüldü. Bu durum, cinsel olumculuk hareketinin özündeki politik ve sosyal mesajın platformun ticari mantığı tarafından araçsallaştırıldığına işaret ediyor.

Araştırma, bu olgunun yalnızca bireysel içerik üreticilerin tercihlerinden değil, sosyal medya platformlarının yapısal dinamiklerinden de kaynaklandığını vurguluyor. Algoritmalar, daha fazla etkileşim alan içerikleri öne çıkardığından, görsel olarak çekici ve toplumsal normlara uygun bedenler daha fazla görünürlük kazanıyor. Bu da eleştirel bir hareketi zamanla ehlileştirme ve içini boşaltma riskini beraberinde getiriyor.

Sonuçlar, sosyal medyada dolaşıma giren feminist söylemlerin dikkatli bir eleştirel okumaya tabi tutulması gerektiğini hatırlatıyor. Bir içeriğin kullandığı etiket ya da slogan, taşıdığı gerçek mesaj hakkında yanıltıcı olabilir. Araştırmacılar, kullanıcıları ve platformları bu tür çelişkilere karşı daha bilinçli olmaya davet ediyor.