Orman yangınlarının yarattığı duman, yalnızca gökyüzünü karartan görsel bir tehdit değil; aynı zamanda ciddi sağlık riskleri taşıyan karmaşık bir kimyasal karışımdır. Dumanın en tehlikeli bileşeni, PM2.5 olarak bilinen ve çapı 2,5 mikrometreden küçük olan ince partikül maddelerdir. Bu partiküller o kadar minik olup akciğerlerin en derin bölgelerine, hatta kan dolaşımına ulaşabilmektedir.
Kapalı alanda olmak bu riskten tam anlamıyla korumaz. Araştırmalar, dış ortamdaki hava kirliliğinin bir kısmının binaların içine sızdığını ortaya koyuyor. Özellikle eski veya yeterince yalıtılmamış yapılarda bu sızıntı oldukça önemli boyutlara ulaşabilmektedir.
Uzmanların önerdiği en etkili yöntemlerin başında HEPA (Yüksek Verimli Parçacık Tutma) filtreli hava temizleyiciler kullanmak geliyor. Bu cihazlar, havadaki partikül maddelerin yüzde doksanından fazlasını tutabilme kapasitesine sahiptir. Hava temizleyici temin edilemediği durumlarda, bir kutu fan ile MERV-13 veya üzeri filtre kullanılarak düşük maliyetli bir alternatif oluşturulabilir.
Ev içi ortamı korumaya yönelik alınabilecek diğer pratik önlemler şunlardır: merkezi klima veya havalandırma sistemlerinin dış hava girişini kapatmak ya da filtrelerini yüksek kaliteli olanlarla değiştirmek; kapı ve pencere kenarlarındaki boşlukları geçici bantlarla kapatmak; mümkünse evin dışarıya en az maruz kalan odalarında zaman geçirmek.
N95 veya KN95 maskeler, zorunlu dış ortam maruziyetlerinde solunumu koruma açısından etkilidir; bununla birlikte cerrahi maskeler ve bez maskeler ince parçacıklara karşı yeterli koruma sağlamamaktadır.
İklim değişikliğinin etkisiyle dünya genelinde orman yangınlarının hem sıklığı hem de coğrafi yayılımı artmaktadır. Bu durum, yangın dumanına maruz kalmanın artık yalnızca yangına yakın bölgelerde yaşayanları değil, çok daha geniş nüfusları etkilediği anlamına geliyor. Bilim insanları, bireylerin bu tür acil durumlara önceden hazırlıklı olmasını ve hava kalitesi uyarılarını yakından takip etmesini öneriyor.