Hafızanın nasıl kalıcı hale geldiği sorusu, nörobilimin en temel meselelerinden biridir. Bu süreçte sinaptik bağlantıların uzun süreli güçlenmesi, yani geç fazlı uzun dönem potansiyasyon (LTP), kritik bir rol oynar. Yıllarca PKMζ adlı enzim bu sürecin baş mimarı olarak gösterildi.

Ancak PKMζ'yi tamamen devre dışı bırakan fareların hâlâ normal hipokampal LTP ve uzamsal bellek sergilemesi, bilim dünyasını şaşırttı. Bu durum, başka bir oyuncunun sahneye çıkıyor olabileceğine işaret ediyordu. Nitekim 2016 yılında yapılan araştırmalar, aynı protein ailesinden bir diğer enzim olan PKCι/λ'nın PKMζ yokluğunda hipokampüste telafi edici bir rol üstlendiğini öne sürdü.

Yeni çalışmada araştırmacılar, her iki enzimi de eş zamanlı olarak susturan çift-nakavt fare modeli geliştirdi. Bu model sayesinde PKCι/λ geninin silinmesi kontrollü biçimde tetiklenebildiğinden, enzimin LTP'nin idame aşamasındaki kalıcı artışı ayrıntılı şekilde incelendi. Bulgular, PKMζ eksik farelerde de PKCι/λ'nın sinaptik güçlenmenin sürdürülmesi için uzun süreli biçimde yukarı regüle edildiğini ortaya koydu.

Normal koşullarda PKCι/λ, erken fazlı LTP ve kısa süreli belleği desteklerken; PKMζ, geç fazlı süreçleri üstleniyor. Biri devre dışı kaldığında öteki her iki görevi de yüklenebiliyor. Ancak her ikisi birden yoksa bu esneklik ortadan kalkıyor ve kalıcı bellek mekanizmaları ciddi biçimde sekteye uğruyor.

Bu bulgular, atipik protein kinaz C ailesinin bir bütün olarak uzun süreli hafıza için zorunlu olduğunu, fakat beynin bu aile içinde belirli bir esnekliğe sahip olduğunu gösteriyor. Hafıza bozukluklarını hedef alan ilaç geliştirme çalışmaları açısından bu sonuçlar önemli: Yalnızca PKMζ'yi hedef almak yeterli olmayabilir; tedavi stratejilerinin tüm atipik PKC ailesini göz önünde bulundurması gerekebilir.