Proteinlerin temel yapı taşları olan amino asitler, biyokimyanın en çok çalışılan molekülleri arasında yer alıyor. Ancak bu moleküllerin katı haldeki elektronik yapısı, gaz fazı veya yüzey çalışmalarının gölgesinde uzun süredir yeterince araştırılamamıştı.

Yeni bir çalışmada araştırmacılar, X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS) ile yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) hesaplamalarını birleştirerek 20 proteojenik amino asidin tamamını sistematik biçimde inceledi. Bu amino asitler, canlıların genetik kodu tarafından doğrudan şifrelenip proteinlere dahil edilen moleküllerdir.

Çalışmanın odağındaki en büyük teknik zorluk, kristal amino asit örneklerinin X-ışını demetine maruz kaldığında radyasyon hasarına uğraması ve bunun spektrumları bozmasıydı. Araştırmacılar bu sorunu aşarak hem iç kabuk (core) hem yarı-iç kabuk (semi-core) hem de değerlik (valence) elektron durumlarına ait verileri elde edebildi.

XPS, bir maddeyi X-ışınlarıyla aydınlatarak yüzeyden fırlayan elektronların enerjisini ölçen ve böylece atomların kimyasal ortamı hakkında bilgi sunan güçlü bir tekniktir. Ancak elde edilen spektrumlar genellikle karmaşık yapıda olur ve yorumlanması güçtür. DFT hesaplamaları bu noktada devreye girerek hangi piklerin hangi atomik ve kimyasal duruma karşılık geldiğini aydınlatmaya yardımcı oldu.

Bu kapsamlı veri seti, amino asitlerin katı fazdaki elektronik yapısını anlamak için sağlam bir referans oluşturuyor. Kristal haldeki amino asitler; ilaç maddelerinin stabilitesi, biyomalzeme tasarımı ve biyolojik süreçlerde önemli rol oynadığından bu bilgiler pratik uygulamalar açısından da değer taşıyor.

Çalışma, deneysel ve teorik yöntemlerin birlikte kullanılmasının karmaşık biyomoleküllerin katı hal kimyasını çözümlemedeki gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Elde edilen spektroskopik veri tabanı, ileride yapılacak amino asit ve protein araştırmalarına zemin hazırlıyor.