Bir sineğin pencereye defalarca çarpmasını izlemek hem komik hem de düşündürücüdür. Bu davranış saçmalık gibi görünse de aslında milyonlarca yıllık evrimsel bir programın modern dünyada işe yaramamasının somut bir örneği olabilir.
New Scientist okuyucularının uzun süredir merak ettiği bu soruyu, Avustralyalı bir okuyucu kendi gözlemleriyle yanıtlamaya çalıştı. Bölgesinde bol miktarda sinek bulunması, onu bu böceklerin cam yüzeylerle ilişkisini yakından inceleme fırsatı verdi.
Temel açıklama fototakside yatıyor: Sinekler, ışığa doğru yönelme eğilimindedir. Evrimsel geçmişlerinde açık ve aydınlık alanlar, özgürlük ve besin anlamına geliyordu. Cam ise tam da bu yüzden mükemmel bir tuzak işlevi görüyor; şeffaf yüzeyin ötesindeki aydınlık, sineklere gerçek bir çıkış yolu olarak görünüyor.
Peki sinekler gerçekten bir strateji izliyor mu? Gözlemler, bu davranışın tamamen rastgele olmadığını gösteriyor. Sinekler ışığın en yoğun olduğu noktaya yönelme eğilimi gösteriyor ve bu tutarlı bir örüntü oluşturuyor. Yani bir strateji var; ancak bu strateji cam gibi yapay yüzeyler için değil, doğal engeller için 'tasarlanmış'.
Doğada bir böcek, bir yaprak ya da taş gibi opak bir engelle karşılaştığında etrafından dolaşmayı dener. Ama cam saydamdır ve sinek için engel olduğunu belli etmez. Bu nedenle böcek, var olmayan bir geçitten geçmeye çalışmaya devam eder.
Bu durum, biyologların 'evrimsel tuzak' olarak adlandırdığı olgunun güzel bir örneği. Doğal seçilim tarafından şekillendirilmiş bir davranış, değişen çevre koşullarında bireyin aleyhine işleyebilir. Sinekler için cam, evrimin henüz 'öğrenemediği' insan yapımı bir yeniliktir.
Sonuç olarak sinekler pencereye çarptığında ne tamamen stratejiksiz ne de bilinçli bir plan izliyor. Milyonlarca yıl önce işe yarayan bir içgüdü, modern bir ortamda onları mahsur bırakıyor. Bu küçük gözlem, evrimsel adaptasyonun sınırlarını anlamak için şaşırtıcı derecede aydınlatıcı bir pencere sunuyor.