Elektronik yapı teorisi, modern kimyanın bel kemiğini oluşturuyor. Moleküllerin nasıl davrandığını, hangi enerjilerde uyarıldığını ve elektronların birbirleriyle nasıl etkileştiğini anlamak; ilaç geliştirmeden yarı iletken tasarımına kadar pek çok alanda kritik önem taşıyor. Ancak bu hesaplamalar inanılmaz derecede zor: Elektronlar arasındaki karşılıklı etkileşimler, yani korelasyon etkileri, sistemi analitik olarak çözülemez hale getiriyor.
Bu noktada devreye giren yaklaşımların en yaygın bilineni, Nobel ödüllü fizikçi Lars Hedin'in geliştirdiği formalizme dayanan GW yaklaşımı. GW, öz-enerji adı verilen büyüklüğü en düşük mertebede hesaplayarak elektronların etkin kütlelerini ve enerji düzeylerini tahmin ediyor. Hesaplama verimliliği sayesinde geniş sistemlere uygulanabilen bu yöntem, yine de korelasyon etkilerini tam olarak yakalamakta yetersiz kalabiliyor.
Yeni çalışmada araştırmacılar, GW'nun ötesine geçmek için parçacık-delik kanalındaki korelasyonları eksiksiz biçimde ele alan bir öz-enerji ifadesi türetiyor. Bunun için Bethe-Salpeter denkleminin çözümünden elde edilen uyarılmış hal enerjileri ve geçiş genliklerinden yararlanıyorlar. Bu yaklaşım daha önce de önerilmiş olsa da kritik bir sorun vardı: Elde edilen öz-enerji, pozitif yarı-kesinlik koşulunu ihlal ediyordu. Bu ihlal, spektral yoğunluk fonksiyonunun fiziksel olmayan negatif değerler almasına ve dolayısıyla güvenilmez sonuçlara yol açıyordu.
Ekip, köşe (vertex) düzeltmelerini pozitif yarı-kesin bir yapıyla yeniden formüle ederek bu temel sorunu ortadan kaldırdı. Sonuç olarak hem fiziksel tutarlılığı korunan hem de hesaplama açısından makul maliyetle gerçekçi moleküllere uygulanabilen bir yöntem ortaya çıktı.
En dikkat çekici bulgu, yeni yöntemin iyonizasyon potansiyelleri ve elektron ilgileri gibi temel büyüklükleri hesaplarken coupled cluster yöntemlerine yakın bir doğruluk sergilemesi. Coupled cluster, kuantum kimyada altın standart olarak kabul edilmekle birlikte hesaplama maliyeti çok daha yüksek. Bu açıdan yeni yaklaşım, doğruluk ile verimlilik arasındaki dengeyi önemli ölçüde iyileştiriyor.
Çalışma, elektronik yapı teorisinde diagramatik yöntemlerin gelişimine somut bir katkı sunuyor ve daha büyük moleküler sistemlerin güvenilir biçimde modellenmesi için yeni bir kapı aralıyor.