Avrupa şehirleri iklim tarafsızlığı hedeflerine ulaşmak için karbon yakalama ve depolama yöntemlerine büyük bir rol biçiyor. 103 Avrupa şehrinin 2030 iklim planlarını inceleyen kapsamlı bir analiz, bu şehirlerin emisyonlarının yaklaşık beşte birini atmosferden uzaklaştırma yoluyla dengelemeyi öngördüğünü ortaya koydu.
Rakamlar oldukça çarpıcı: Söz konusu şehirlerin hedeflediği karbon uzaklaştırma miktarı yaklaşık 61 milyon ton karbondioksite karşılık geliyor. Bu rakam, Avusturya gibi orta büyüklükte bir Avrupa ülkesinin tüm yıllık sera gazı salımına denk düşüyor ve Avrupa'nın yerel yönetimler düzeyindeki iklim hırsının ne kadar büyük olduğunu gözler önüne seriyor.
Ancak analizin asıl kaygı verici bulgusu hedeflerin büyüklüğünde değil, bu hedeflerin arkasındaki planlama boşluğunda gizli. Araştırmacılar, incelenen şehirlerin büyük çoğunluğunun 61 milyon tonluk bu devasa miktarı nasıl tutacağına dair somut ve uygulanabilir bir strateji geliştirmediğini tespit etti. Hangi karbon yakalama teknolojilerinin kullanılacağı, projelerin nasıl finanse edileceği ve sorumlu kurumların kimler olduğu gibi temel sorular çoğunlukla yanıtsız kalıyor.
Bu durum, iklim politikası açısından önemli bir riski beraberinde getiriyor. Karbon yakalama teknolojilerinin büyük ölçekte güvenilir biçimde işlev gösterdiği henüz tam anlamıyla kanıtlanmış değil. Orman alanları ve toprak gibi doğal karbon yutaklarına dayanan çözümler ise kuraklık ve yangın gibi iklim kaynaklı tehditler nedeniyle giderek daha az güvenilir hale geliyor.
Bilim insanları, bu tür planlama eksikliklerinin iklim taahhütlerini sembolik düzeyde bırakabileceği konusunda uyarıyor. Emisyon azaltımını en üst düzeye çıkarmak yerine karbon telafisine aşırı güvenmek, şehirlerin gerçek anlamda dönüşüm sağlamak yerine bir tür muhasebe oyununa sürüklenmesine neden olabilir.
Analiz, 22 AB başkenti dahil 103 şehrin iklim-tarafsızlık planlarını sistematik biçimde değerlendirerek Avrupa'nın yerel iklim yönetişimindeki yapısal açıkları gün yüzüne çıkardı. Uzmanlar, şehirlerin karbon uzaklaştırma hedeflerini belirlemenin ötesine geçerek bu hedefleri uygulanabilir, izlenebilir ve şeffaf planlarla desteklemesi gerektiğinin altını çiziyor.