Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi (FSCI) tarafından yürütülen kapsamlı yeni bir değerlendirme, dünya genelindeki gıda sistemlerinin 2030 hedeflerinden ne denli uzakta seyrettiğini somut verilerle gözler önüne serdi. Sonuçlar, iyimserliğe pek alan bırakmıyor.
Araştırma; sağlık, çevre, geçim kaynakları, yönetişim ve dayanıklılık başlıkları altında toplanan göstergeleri ele aldı. Bu göstergelerin büyük bölümünde, dünya ülkelerinin ezici çoğunluğunun uluslararası alanda belirlenmiş 2030 hedeflerini yakalayamayacağı sonucuna ulaşıldı.
Özellikle çarpıcı olan bulgu, gıda sistemlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarına ilişkin. Projeksiyonlara göre bu alanda belirlenen hedefe tek bir ülke bile ulaşamayacak. Tarımsal üretim, gıda işleme, taşımacılık ve atık yönetiminden kaynaklanan emisyonların küresel iklim değişikliğindeki payı göz önüne alındığında, bu tablo son derece ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor.
Gıda güvencesi ve beslenme kalitesi açısından da durum iç açıcı değil. Dünya genelinde milyonlarca insan ya yetersiz beslenmeyle ya da düşük kaliteli, işlenmiş gıdalara bağımlılıkla mücadele etmeye devam ediyor. Tarım işçilerinin geçim koşulları ve küçük ölçekli çiftçilerin sisteme entegrasyonu gibi sosyal boyutlarda da hedeflerden belirgin bir sapma olduğu raporun bulgular arasında yer alıyor.
Yönetişim ve dayanıklılık göstergeleri de benzer bir tablo sunuyor. Gıda sistemlerini yönlendiren politika çerçevelerinin yetersizliği, kriz dönemlerinde sistemin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor.
Araştırmacılar, bu sonuçların yalnızca bir başarısızlık tespiti değil, aynı zamanda acil bir uyarı niteliği taşıdığının altını çiziyor. 2030'a yalnızca birkaç yıl kala yapısal dönüşümleri hayata geçirme penceresi hızla daralıyor. Uzmanlar; tarım sübvansiyonlarının yeniden yapılandırılmasından sürdürülebilir üretim modellerinin teşvik edilmesine, gıda israfının azaltılmasından adil ticaret mekanizmalarının geliştirilmesine uzanan geniş bir eylem gündeminin artık ertelenebilir olmadığını vurguluyor.