Yaşamın evrende var olması, yüzeyde sıradan bir gerçek gibi görünebilir. Sonuçta biz buradayız ve bu tartışılmaz. Ancak yeni bir felsefi makale, bu sıradan gerçeği alıp ondan son derece sıra dışı bir sonuç çıkarmaya çalışıyor: Yaşamın varlığı, fiziksel gerçekliğin birden fazla tarih içerdiğine dair güçlü bir ipucu olabilir.
Argümanın özü şu: Herhangi tek bir kozmik tarihin içinde yaşam barındıran koşulların kendiliğinden oluşması olasılığı son derece düşükse, o zaman 'tek tarihli' bir evren anlayışı bizi zor bir soruyla baş başa bırakır — neden tam olarak bu nadir olasılık gerçekleşti? Bu soruya tatmin edici bir yanıt vermek güçleşir. Oysa gerçekliğin pek çok farklı tarihi eş zamanlı olarak barındırdığı bir model benimsenir ise, yaşamın bir yerlerde mutlaka ortaya çıkması neredeyse kaçınılmaz hale gelir.
Makalenin önerdiği en güçlü aday, Everett'in çok dünyalar yorumudur. Bu kuantum mekaniği yorumuna göre her kuantum ölçümü gerçekliği dallara ayırır ve tüm olası sonuçlar farklı 'dallarda' gerçekleşir. Önemli olan nokta şu: Bu yorum, paralel tarihleri açıkça 'yaşam üretelim' diye değil, kuantum mekaniğini tutarsızlığa düşmeden uygulamanın zorunlu sonucu olarak kabul eder. Dolayısıyla insan merkezli bir kurgu değil, fiziğin kendisinden doğan bir yapıdır.
Makale ayrıca Fermi paradoksunu da bu tartışmanın içine çekiyor. Evrenin bu kadar geniş olmasına karşın başka zeki uygarlıklara dair herhangi bir sinyal ya da iz bulunamayışı, tek bir tarihte yaşamın gerçekten son derece nadir olduğu görüşünü destekler nitelikte yorumlanıyor. Bu sessizlik, 'yaşam tek tarihte zaten boldur' argümanına karşı ciddi bir itiraz oluşturuyor.
Sonuç olarak makale, evrim sürecinin tam olarak neden bu şekilde ilerlediğini sormak yerine daha temel bir soruya odaklanıyor: Yaşamı barındıran tarihlerin gerçeklikte yer bulması ne anlama gelir? Bu soru, fizik felsefesinin ve kozmolojinin kesiştiği verimli ama zorlu bir alanı işaret ediyor. Kesin bir yanıt sunmaktan çok, doğru soruyu sormayı amaçlayan bu tür argümanlar, bilimin ilerleyişinde çoğu zaman beklenmedik kapılar aralar.