Karaciğer, vücudun yağ metabolizmasını yöneten merkezi organlardan biridir ve bu süreçteki aksaklıklar yağlı karaciğer hastalığından obeziteye uzanan ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. eLife Sciences dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, karaciğer hücrelerinde yağ birikimini yönlendiren daha önce bilinmeyen bir moleküler döngüyü gün yüzüne çıkardı.

Araştırmanın merkezinde PPARγ adlı transkripsiyon faktörü yer alıyor. Bu protein, yağ hücrelerinin oluşumunu ve lipid depolanmasını düzenleyen genlerin ifadesini kontrol etmesiyle tanınıyor. Karaciğer hücrelerinde de aktif olan PPARγ'nın nasıl düzenlendiği, metabolik hastalıkların anlaşılması açısından büyük önem taşıyor.

Araştırmacılar, SETD6 adlı bir metiltransferaz enziminin PPARγ proteinine doğrudan bağlandığını ve onu 170. konumdaki lizin (K170) amino asidinden metillediğini hem laboratuvar ortamında hem de karaciğer kaynaklı hücrelerde gösterdi. Metilasyon, proteinlerin işlevini değiştiren yaygın bir kimyasal modifikasyon türü olup gen ifadesini düzenlemede kritik rol oynar.

Asıl çarpıcı bulgu ise bu metilasyon işaretinin yarattığı zincirleme etkide saklı. K170 metilasyonu, PPARγ'nın SETD6 geninin promotör bölgesine bağlanmasını sağlıyor; bu da SETD6'nın daha fazla üretilmesine yol açıyor. Daha fazla SETD6 ise daha fazla PPARγ metilasyonu demek. Böylece iki molekül arasında kendini besleyen pozitif bir geri besleme döngüsü oluşuyor.

RNA dizileme analizleri, bu döngünün işlevsel sonuçlarını da ortaya koydu: Hem SETD6 hem de PPARγ'nın K170 metilasyonu, lipid metabolizmasıyla ilgili genlerin tam anlamıyla aktive edilmesi için gerekli. Bu mekanizmanın bozulması, söz konusu genlerin yetersiz ifadesine ve lipid birikiminin azalmasına yol açıyor.

Bulgular, yağlı karaciğer hastalığı, insülin direnci ve obezite gibi metabolik bozuklukların moleküler temellerini anlamak için yeni bir pencere açıyor. SETD6-PPARγ ekseninin ilaç geliştirme çalışmalarında potansiyel bir hedef olup olmayacağı ise gelecekteki araştırmaların konusu olacak.