Yaşlı bakımı denildiğinde akla ilk gelen genellikle eşler ya da yetişkin çocuklar olur. Oysa demografik gerçekler bu alışkanlığı zorlamaya başladı. Doğum oranlarının düşmesi, geç evlilik ya da hiç evlenmeme eğilimlerinin güçlenmesi ve boşanmaların artması; pek çok yaşlı bireyi geleneksel aile desteğinden yoksun bırakıyor.
Sosyal bilim araştırmacıları bu tabloyu incelerken dikkat çekici bir eğilimi fark etti: Akrabalık bağı bulunmayan arkadaşlar, yaşlı bireylerin hayatında giderek daha merkezi bir bakım rolü üstleniyor. Bu kişiler bazen alışveriş yapmak ya da doktor randevusuna eşlik etmek gibi pratik görevler üstlenirken bazen de duygusal destek ve sosyal bağlantı sağlama konusunda kritik bir işlev görüyor.
Bu durumun yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağı vurgulanıyor. Araştırmacılar, söz konusu dönüşümün arkasında birkaç yapısal etken bulunduğuna işaret ediyor: azalan hane halkı büyüklükleri, çocukların ebeveynlerinden uzakta yaşamasına yol açan coğrafi hareketlilik ve uzayan yaşam süresiyle birlikte gelen uzun bakım dönemleri.
'Arkadaş bakıcı' kavramı hukuki ve kurumsal açıdan henüz yeterince tanımlanmış değil. Bu durum, söz konusu kişilerin hastane kararlarına dahil edilememesi ya da destek hizmetlerine erişememesi gibi pratik güçlüklere yol açabiliyor. Oysa aile üyelerine tanınan pek çok hak ve kolaylık, bu bireylere sağlanmıyor.
Araştırmacılar, bakım politikalarının bu gerçekliği yansıtacak biçimde güncellenmesi gerektiğini savunuyor. Arkadaşları da kapsayan daha esnek yasal düzenlemeler ve destek mekanizmaları, hem bakıcıları hem de bakıma muhtaç bireyleri koruyacak bir çerçeve sunabilir.
Yaşlanan nüfusun büyüdüğü bir dünyada, bakımın nasıl örgütleneceği sorusu yalnızca bireysel değil, toplumsal bir mesele haline geliyor. Arkadaşlık ilişkilerinin bu alandaki rolünün bilimsel düzlemde daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiği açık.