Phys.org'da yayımlanan yeni bir araştırma, Amerikalıların bilimle kurduğu ilişkinin sanıldığından çok daha katmanlı olduğunu gözler önüne seriyor. Çalışmaya göre katılımcıların büyük çoğunluğu bilimi genel olarak faydalı buluyor ve bilimsel gelişmelere ilgi duyduğunu ifade ediyor. Ne var ki bu olumlu genel kanı, ayrıntıya inildiğinde önemli ölçüde çözülüyor.

Araştırmacılar, insanların 'bilimi destekliyorum' gibi soyut bir önermeye kolaylıkla katılabildiğini; ancak aşı güvenliği, iklim değişikliği veya genetiği değiştirilmiş organizmalar gibi somut bilimsel konular söz konusu olduğunda tutumlarının belirgin biçimde farklılaştığını saptadı. Bu durum, genel bilim sempatisinin belirli alanlardaki bilimsel uzlaşıyı benimsemeyi otomatik olarak beraberinde getirmediğine işaret ediyor.

Siyasi kimliğin bu tablodaki rolü de dikkat çekici. Araştırma, bireylerin kendi siyasi görüşleriyle çelişen bilimsel bulgulara mesafeli yaklaştığını, buna karşın kendi dünya görüşünü destekler nitelikteki verileri daha kolay benimsediğini ortaya koyuyor. Bu olgu, 'motive edilmiş akıl yürütme' olarak bilinen psikolojik mekanizmayla örtüşüyor.

Medya tüketim alışkanlıkları da denkleme giriyor. Bilim haberlerine düzenli olarak maruz kalan bireyler, genel anlamda bilime daha yüksek güven bildiriyor. Ancak burada da kaynak güvenilirliği belirleyici bir etken: Sosyal medya üzerinden bilim haberi takip etmek, hakemli yayınları ya da köklü bilim dergilerini takip etmekle aynı bilişsel etkiyi yaratmıyor.

Araştırmanın en kritik çıktılarından biri, bilim iletişimine yönelik pratik bir uyarı içermesi. Yüzeysel anketlerle elde edilen 'toplum bilimi seviyor' sonucu, politika yapıcıları yanıltabilir. Oysa gerçek tablo; güven, ilgi ve kabulün konudan konuya, kişiden kişiye önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor. Bu nedenle bilimi topluma anlatma çabalarının, tek tip bir mesaj yerine hedef kitleye ve konuya özgü stratejiler geliştirmesi gerekiyor.

Sonuç olarak bu araştırma, bilim-toplum ilişkisini anlamak için daha nüanslı araçlara ve daha derin sorulara ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha hatırlatıyor.