Tropikal kasırgaların iklim değişikliğiyle birlikte nasıl bir seyir izleyeceği, bilim dünyasında uzun süredir yanıt aranan sorular arasında yer alıyor. Mevcut projeksiyonlar, kasırga sıklığının artacağını savunanlardan azalacağını öne sürenlere kadar geniş bir yelpazede dağılıyor. Bu belirsizlik ortamında yayımlanan yeni çalışma, farklı modellerin uzlaşamadığı bir noktada sürpriz bir ortaklık buluyor.

Araştırmacılar, iklim modellerinin uluslararası karşılaştırma platformu CMIP6'dan seçilen 14 model ve iki farklı emisyon yolu (orta ve yüksek) kullanarak çevre koşullarına duyarlı olasılıksal bir kasırga sıklığı modeli kurdu. Elde edilen bulgular, yüzyılın ilk yarısında kasırga eğilimlerinin oldukça muğlak kaldığını; ancak 2050'li yıllardan itibaren küresel ölçekte belirgin bir düşüş ivmesinin oluşmaya başladığını ortaya koyuyor.

Bu düşüşün ardındaki coğrafi dinamikler de dikkat çekici. Güney Yarımküre'de kasırga sıklığı belirgin biçimde gerilerken, Kuzey Yarımküre'de başlangıçta gözlemlenen artış eğilimi zamanla zayıflıyor. İki yarıkürenin bu zıt ama birbirini dengeleyen hareketleri, yüzyılın sonunda net bir küresel azalmaya dönüşüyor. Emisyon senaryosu yükseldikçe bu düşüşün de derinleştiği görülüyor.

Araştırmanın öne çıkan metodolojik katkısı ise 'karşıolgusal ayrıştırma' yaklaşımıyla gerçekleştirilen mekanizma analizi. Bu yöntemle araştırmacılar, kasırga oluşumunu etkileyen atmosferik koşulları tek tek inceledi: mutlak vortisiti (havanın dönme eğilimi), dikey rüzgar kayması, bağıl nem ve potansiyel yoğunluk. Her bir faktörün etkisi büyük ölçüde birbirini dengelediğinden, hiçbiri başlı başına azalmayı açıklamaya yetmiyor. Esas belirleyici olan, bu değişkenlerin birbirleriyle kurduğu doğrusal olmayan, yani basit toplamın ötesine geçen etkileşimler.

Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, kasırga sıklığındaki değişimin küresel ortalama ısınmayla doğrusal bir ölçeklenme ilişkisi içinde olduğu. Bu ilişki, 28 farklı model-senaryo kombinasyonunda tutarlı biçimde gözlemlenmiş. Araştırmacılar, farklı modeller ısınma miktarı sabitlendiğinde birbirine yakın sonuçlar ürettiğini vurguluyor; bu da model belirsizliğinin önemli bir bölümünün iklim duyarlılığındaki farklılıklardan kaynaklandığına işaret ediyor.

Sonuç olarak bu çalışma, kasırga projeksiyonlarındaki dağınıklığın ardında tutarlı bir fiziksel sinyal yattığını gösteriyor. Kasırgaların şiddetinin artabileceğine dair ayrı bir tartışma gündemdeyken, sıklık konusundaki bu bulgular iklim-kasırga ilişkisini anlamak için yeni bir çerçeve sunuyor.