Bilim dünyasını 1890'dan beri meşgul eden 'bağlama problemi' için yeni bir açıklama önerisi geldi. Bu problem, beynin farklı bölgelerindeki dağınık nöral aktivitelerin nasıl bir araya gelerek bütünlüklü bilinçli deneyim oluşturduğunu anlamaya odaklanıyor.
Yeni araştırma, bilinçli bütünleşmenin 'kendiliğinden organize olan kritiklik' ve beyin-beden rezonansı sayesinde gerçekleştiğini öne sürüyor. Bu yaklaşım, insan bilişini kritik sistemlerin evrensel sınıflandırması içine yerleştiriyor.
64 kanallı EEG cihazıyla toplanan veriler şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkardı: Geleneksel beyin görüntüleme teknikleri, ölçmeye çalıştıkları bütünleştirici dinamikleri yanlışlıkla ortadan kaldırıyor. Normalde 'yapay sinyal' olarak kabul edilen ve temizlenen fizyolojik sinyaller, aslında küresel faz senkronizasyonu ile uyaran kaynaklı genlik arasındaki paylaşımlı varyansı büyük ölçüde azaltıyor.
Araştırmacılar, 78 milisaniye süren temel bir beyin-beden rezonansının varlığını tespit etti. Bu rezonans, güçlü çift yönlü nedensellik tarafından yönlendirilen sıfır gecikme senkronizasyonu kuruyor. Ham veriler, kendiliğinden organize olan kritikliğin işaretlerini gösteren ağır kuyruklu çığ dinamikleri sergiliyor.
Bu bulgular, bilincin anlaşılmasında yeni bir paradigma değişikliği önerebilir ve beyin-beden etkileşiminin önceden düşünülenden çok daha kritik bir rol oynadığını gösteriyor.