Arama · son güncelleme 9 sa önce
1-16 / 16 haber Sayfa 1 / 1
İklim & Çevre
6 gün önce

Geçmiş Felaketler Geleceği Anlatmaya Yetmeyebilir

Londra'daki King's College'dan araştırmacılar, tarihsel hava felaketi kayıtlarının gelecekteki aşırı hava olaylarının boyutunu tahmin etmede yetersiz kalabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, geçmişte yaşanan en yıkıcı fırtınalar ve sıcak hava dalgalarının, iklim değişikliğiyle birlikte artık çok daha şiddetli hale gelebilecek olayların habercisi olmadığını vurguluyor. Yani tarihsel veriler, gelecekteki afetlerin gerçek potansiyelini sistematik olarak küçümsüyor olabilir. Bu durum, mevcut afet risk yönetimi modellerinin ve altyapı planlamalarının köklü biçimde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Araştırma, özellikle şehir planlamacıları, sigorta sektörü ve politika yapıcılar için kritik bir uyarı niteliği taşıyor: Tarihin en kötü günü, yarının en kötü günü olmayabilir.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
Fizik
21 Aug

Gök Gürültüsü Depremleri Yerin Altını Haritalıyor

Penn State Üniversitesi'nden araştırmacıların öncülük ettiği yeni bir çalışma, fırtınaların ürettiği sismik dalgaların yeryüzünün sığ katmanlarını görüntülemek için kullanılabileceğini ortaya koydu. 'Thunderquake' (gök gürültüsü depremi) olarak adlandırılan bu doğal titreşimler, şimdiye kadar büyük ölçüde göz ardı edilmişti; ancak araştırmacılar bu dalgaların aslında değerli bir sismik görüntüleme kaynağı olduğunu keşfetti. Geleneksel sismik araştırmalar genellikle yapay patlamalar ya da ağır titreşim ekipmanları gerektirirken, bu yeni yaklaşım doğanın kendi ürettiği sinyalleri kullanıyor. Bu durum hem maliyeti düşürme hem de çevresel etkiyi azaltma açısından önemli bir potansiyel taşıyor. Yerin sığ katmanlarının haritalanması; inşaat mühendisliğinden doğal afet riskinin değerlendirilmesine, yeraltı su kaynaklarının tespitinden arkeolojik araştırmalara kadar pek çok alanda kritik öneme sahip. Gök gürültüsü depremlerinin bu amaçla güvenilir biçimde kullanılabilmesi, özellikle sismik ekipman kurulumunun zor olduğu uzak bölgelerde büyük kolaylık sağlayabilir.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 3
İklim & Çevre
20 Aug

İklim Değişikliği Avrupa'daki Orman Yangını Alanını Neredeyse Üçe Katlayabilir

Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin Avrupa'daki orman yangınlarını dramatik biçimde artırabileceğini ortaya koyuyor. Giderek daha sıcak, kurak ve rüzgarlı hale gelen koşullar, yüzyıl sonunda yanacak arazi miktarını ciddi ölçüde genişletebilir. Araştırmacılar, düşük emisyon senaryosunda yıllık yanan alanın bugüne kıyasla yaklaşık yüzde 39 artacağını hesaplarken, yüksek emisyon senaryosunda bu oranın yüzde 192'ye kadar çıkabileceğini öngörüyor. Yani en kötü tabloda, Avrupa'da yangınlardan etkilenen arazi neredeyse üç katına ulaşabilir. Bu bulgular, emisyon azaltımının yalnızca küresel ısınmayla değil, doğrudan afet riski yönetimiyle de ne denli bağlantılı olduğunu somut rakamlarla gözler önüne seriyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
14 Aug

Doğal Afetler Fakirliği İki Kat Vuruyor: Portland'dan Çarpıcı Bulgular

Portland Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacılar, birden fazla iklim tehlikesine aynı anda maruz kalan mahallelerin, tarihsel olarak yatırım yapılmamış, düşük gelirli ve daha yüksek ırk çeşitliliğine sahip bölgeler olduğunu ortaya koydu. Heyelan, orman yangını, sel ve aşırı sıcak gibi dört farklı doğal tehlikenin örtüştüğü noktalar, Portland'ın doğusundaki dezavantajlı mahallelerde yoğunlaşıyor. Bu bulgular, iklim krizinin yükünü eşit taşımadığımızı bir kez daha gözler önüne seriyor. Nerede yaşadığınız, bu risklere ne ölçüde maruz kalacağınızı doğrudan belirliyor. Araştırma, iklim uyum politikalarının sosyal eşitsizlikleri görmezden gelemeyeceğini bilimsel verilerle destekliyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
11 Aug

Doğal Afetlerin Ekonomik Faturası 2026'nın İlk Yarısında 100 Milyar Dolara Geriledi

İsviçre merkezli reasürans devi Swiss Re'nin açıkladığı verilere göre, 2026 yılının ilk altı ayında doğal afetlerin dünya genelinde yol açtığı ekonomik kayıplar yaklaşık 100 milyar dolar olarak hesaplandı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla belirgin bir düşüşe işaret ediyor. Seller, fırtınalar, depremler ve diğer doğal yıkım olaylarının yarattığı mali hasar, küresel iklim ve risk yönetimi tartışmalarında önemli bir gösterge olmaya devam ediyor. Söz konusu veriler; sigorta sektörü, hükümetler ve iklim bilimciler için kritik bir referans noktası oluştururken, afet riskinin ekonomik boyutlarını anlamak açısından da büyük önem taşıyor. Yine de 100 milyar dolarlık rakamın tek başına 'iyiye gidiş' olarak yorumlanamayacağını belirtmek gerekir; zira yıllık dalgalanmalar birçok faktöre bağlıdır ve uzun vadeli eğilimler hâlâ endişe verici olmayı sürdürmektedir.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
25 Jul

Tayfun Noul Güney Çin'e Yaklaşıyor: 340 Bin Kişi Tahliye Edildi

Çin'in güney kıyılarına yaklaşan Noul tayfunu, bölgede büyük çaplı bir acil durum müdahalesini beraberinde getirdi. Yetkililer, olası seller ve şiddetli rüzgarlardan kaynaklanabilecek can ve mal kayıplarını önlemek amacıyla 340 binden fazla kişiyi tehlikeli bölgelerden tahliye etti. Demiryolu seferleri askıya alınırken iş yerleri de faaliyetlerini geçici olarak durdurdu. Hong Kong'da ise çok sayıda uçuş iptal edildi. Tayfunlar, tropikal okyanus yüzeylerinde ısınan su buharının atmosferde yoğunlaşmasıyla oluşan güçlü döngüsel fırtına sistemleridir. İklim bilimciler, küresel ısınmayla birlikte tropikal siklonların giderek daha yoğun ve uzun ömürlü hale geldiğini ortaya koymaktadır. Noul'un yaklaşımı, bölgedeki meteoroloji otoritelerinin erken uyarı sistemlerini ve tahliye protokollerini etkin biçimde devreye sokmasını sağladı. Bu tür büyük ölçekli tahliyeler, afet riski yönetimi açısından kritik bir örnek teşkil etmektedir.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
21 Jul

Somali'yi Yıkıma Sürükleyebilecek Sel Tehlikesi: Uzmanlar Acil Uyarı Yaptı

Cardiff Üniversitesi liderliğinde yürütülen çok disiplinli bir araştırma, Somali'nin yaklaşan yağmur mevsiminde tarihsiz bir afet riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. Akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya geldiği bu çalışma, 2023 yılındaki El Niño kaynaklı selleri ve 1997'deki benzer olayı karşılaştırmalı olarak inceliyor. Bulgular henüz resmi bilimsel denetim sürecinden geçmeden, durumun aciliyeti nedeniyle Earth ArXiv platformunda ön baskı olarak kamuoyuyla paylaşıldı. Araştırmacılar, Doğu Afrika'da her yıl Ekim-Aralık döneminde gerçekleşen ikincil yağmur mevsimi Deyr sezonunun bu yıl çok daha sert geçebileceğini ve acil önleyici tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğini vurguluyor. Geçmiş olaylardan çıkarılan dersler, yeterli hazırlık yapılmadığı takdirde bölgede daha önce görülmemiş ölçekte bir insani krizin yaşanabileceğine işaret ediyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
20 Jul

Çin'de Dev Heyelan: 42 Kişi Hayatını Kaybetti

17 Temmuz 2026 sabahı Çin'in Chongqing iline bağlı Pengshui bölgesindeki Hanjia'da, Wujiang Nehri kıyısında büyük bir kaya kütlesi kayması meydana geldi. Yerel saatle 09:08'de gerçekleşen bu heyelanda ilk raporlara göre 42 kişi hayatını kaybetti. Olayın boyutu ve niteliği, jeoloji uzmanlarının dikkatini çekecek cinsten: uydu görüntüleri ve saha analizleri, yıkımın muhtemel tetikleyicisi olarak yamaç eteğinde daha önce gerçekleştirilen kazı ve yarma çalışmalarına işaret ediyor. Bu tür müdahalelerin doğal eğimli arazilerde dengeyi bozarak kaya düşmesi ve heyelan riskini ciddi ölçüde artırdığı, jeoteknik mühendisliği literatüründe iyi belgelenmiş bir olgudur. Hanjia bölgesi, dik vadileri ve karmaşık jeolojik yapısıyla zaten yüksek heyelan riski taşıyan bir coğrafyada yer almaktadır. Olayın soruşturulması; insan kaynaklı arazi müdahalelerinin doğal afet riskini nasıl tetikleyebileceğine dair kritik bulgular sunabilir. Bilim insanları, benzer kıyı ve vadi yamaçlarındaki altyapı çalışmalarında daha kapsamlı jeoteknik değerlendirmeler yapılması gerektiğini uzun süredir vurgulamaktadır.

EOS — Earth & Space 0
İklim & Çevre
7 Jul

Ağaç Kesimleri Sel Riskini Dramatik Biçimde Artırıyor

Yeni bir araştırma, açık alan ağaç kesiminin (clear-cut logging) sel riskini ciddi ölçüde artırabileceğini ortaya koyuyor. Son 30 yılda seller dünya genelinde 2,8 milyardan fazla insanı etkiledi ve 500.000'i aşkın can kaybına yol açtı. Kanada da bu tablodan nasibini alıyor: 2021'de British Columbia'nın Fraser Vadisi'nde yaşanan seller yaklaşık 14 milyar dolarlık hasara neden oldu. Araştırmacılar, ormanların toprak yüzeyine düşen yağmur suyunu emmek, akışını yavaşlatmak ve yeraltına sızdırmak gibi kritik işlevler üstlendiğini vurguluyor. Geniş alanların tamamen ağaçsızlaştırılması bu doğal tampon mekanizmayı ortadan kaldırarak yağış sularının çok daha hızlı ve kontrolsüz biçimde akmasına zemin hazırlıyor. Bulgular, ormancılık uygulamalarının yalnızca biyoçeşitlilik ya da karbon depolama açısından değil, aynı zamanda su döngüsü ve afet riski yönetimi bağlamında da yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. İklim değişikliğinin aşırı yağış olaylarını giderek daha sık ve şiddetli hale getirdiği düşünüldüğünde, bu bulguların politika yapıcılar için taşıdığı önem büyük.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
7 Jul

Toprak kalınlığı heyelanları tetikliyor: LiDAR verileri sırrı çözdü

Japonya'daki Tsukuba Üniversitesi'nden araştırmacılar, heyelanların neden bazı yamaçlarda daha sık gerçekleştiğini anlamak için hava kaynaklı LiDAR teknolojisinden elde edilen yüksek çözünürlüklü topografik verileri inceledi. Çalışma, heyelan alanı, derinliği ve eğim açısı arasındaki ilişkileri ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. Bulgular, toprak kalınlığının heyelan oluşumunda belirleyici bir etken olduğuna işaret ediyor. Buna göre kalın toprak katmanlarına sahip yamaçlar, aynı eğim derecesinde bile çok daha fazla heyelan riski taşıyor. Bu keşif, daha önce yalnızca eğim açısına odaklanan risk modellerinin yetersiz kalabileceğini göstermesi bakımından önem taşıyor. Araştırma sonuçları, özellikle muson yağmurlarının yoğun yaşandığı Doğu Asya gibi bölgelerde heyelan risk haritalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dair güçlü bir gerekçe sunuyor. Doğal afet yönetimi ve arazi kullanım planlaması açısından kritik bilgiler içeren bu çalışma, yerleşim güvenliği değerlendirmelerinde toprak derinliği verisinin de hesaba katılması gerektiğini vurguluyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
1 Jul

Hava Müdahalesinde Yeni Çağ: Kara Kutu Optimizasyonu Doğal Afetleri Azaltabilir

Küresel ısınmanın etkisiyle kasırgalar, şiddetli yağışlar ve seller giderek daha sık yaşanıyor; bu afetler her yıl milyarlarca dolarlık zarara yol açıyor. Bilim insanları bu tabloya karşı hava kontrolü yöntemlerine olan ilgiyi artırırken, yeni bir yaklaşım dikkat çekiyor: kara kutu optimizasyonu. Bu yöntem, havanın nasıl davranacağını tam olarak modellemek yerine, sistemi bir 'kara kutu' gibi ele alarak deneme-yanılma mantığıyla en etkili müdahale stratejisini bulmayı hedefliyor. Araştırmacılar, bu yaklaşımın geleneksel hava tahmin modellerinin yetersiz kaldığı karmaşık atmosferik koşullarda bile uygulanabilir olduğunu öne sürüyor. Yöntem, gelecekte afet riskini azaltmaya yönelik hava müdahale teknolojilerinin geliştirilmesine önemli katkılar sunabilir. Bilimsel doğruluk ve etik kaygılar gözetildiğinde, bu tür çalışmaların iklim krizine karşı mücadelede yeni bir araç seti oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
30 Jun

Bhutan'daki Buzul Gölleri Düşündüğümüzden Çok Daha Tehlikeli

Newcastle Üniversitesi'nden araştırmacılar, Bhutan'daki buzul gölü patlamalı taşkın (GLOF) riskini kapsamlı biçimde modelleyen ilk çalışmayı tamamladı. Sonuçlar oldukça çarpıcı: Daha önce fark edilmemiş, yüksek riskli göller tespit edildi. İklim değişikliğinin hız kazanmasıyla birlikte Himalaya buzulları hızla eriyor ve bu erime, geride tehlikeli miktarda su biriktiren göller bırakıyor. Bu göllerin doğal set duvarları çöktüğünde aşağı vadilere dev sel dalgaları inebiliyor. Bhutan gibi dağlık ve nüfusun büyük bölümünün vadi tabanlarında yaşadığı ülkeler için bu risk, son derece somut bir tehdit oluşturuyor. Araştırma, mevcut risk haritalarının yetersiz kaldığını ortaya koyarak hem politika yapıcılara hem de yerel yönetimlere daha sağlam bir tehlike değerlendirme altyapısı sunmayı hedefliyor. Buzul taşkınları tarihin her döneminde can ve mal kayıplarına neden olmuştur; ancak iklim krizinin derinleşmesiyle birlikte bu olayların sıklığı ve şiddetinin artması bekleniyor. Çalışma, erken uyarı sistemleri ve tahliye planlaması açısından kritik bir referans niteliği taşıyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
22 Jun

Filipinler'den Heyelan Felaketlerine Karşı Örnek Bir Hazırlık Kılavuzu

Filipinler, heyelan riskiyle mücadelede önemli bir adım atarak yerel yönetimlere yönelik kapsamlı bir afet hazırlık kılavuzu yayımladı. 'Operation L!STO' adıyla bilinen bu rehber, hem tayfunlarla gelen şiddetli yağışlar hem de depremler tarafından tetiklenen heyelanlara karşı nasıl hazırlanılacağını ve bu tür afetlere nasıl müdahale edileceğini ayrıntılı biçimde ele alıyor. Güneydoğu Asya'nın bu ada ülkesi, coğrafi konumu ve iklim koşulları nedeniyle dünyada en sık heyelan yaşanan bölgeler arasında yer alıyor. Kılavuz yalnızca acil müdahale protokolleriyle sınırlı kalmayıp uzun vadeli risk yönetimi ve toplum bilinçlendirmesi konularını da kapsıyor. Bu girişim, gelişmekte olan ülkelerin doğal afet yönetiminde proaktif bir yaklaşım benimseyebileceğini gösteren somut ve umut verici bir örnek olarak öne çıkıyor. Afet riskini azaltma çalışmaları açısından bölgesel ve küresel ölçekte ilham kaynağı olabilecek bu kılavuz, bilimsel verileri sahaya taşıyarak yerel kapasiteyi güçlendirmeyi hedefliyor.

EOS — Earth & Space 0
İklim & Çevre
18 Jun

Az Gelişmiş Bölgeler İklim Felaketlerinde Çok Daha Fazla Bedel Ödüyor

Leipzig Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü kapsamlı bir çalışma, insani gelişme düzeyi düşük bölgelerde yaşayan insanların iklimle bağlantılı afetlerden çok daha ağır biçimde etkilendiğini ortaya koydu. 1990-2020 yılları arasında yaşanan 7.000'den fazla iklim kaynaklı afeti inceleyen araştırma, bu felaketlerin olağandışı şiddetli olmadığı durumlarda bile düşük gelişim skoruna sahip bölgelerin orantısız kayıplar yaşadığını gösteriyor. Bulgular, iklim krizinin yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda derin bir eşitsizlik meselesi olduğuna dair önemli bir kanıt sunuyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, bölgesel insani gelişme verileriyle afet istatistiklerini birleştiren nadir metodolojik yaklaşımıyla da dikkat çekiyor. Sonuçlar, iklim uyum politikalarının gelişmişlik farkını göz ardı ettiği sürece yetersiz kalacağına işaret ediyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
18 Jun

Dağlardaki Yağmur Suyunun Akışını Kayaç Tabakaları Yönetiyor

Japonya'nın Güney Alpleri'nde yürütülen yeni bir araştırma, dağlık arazilerde yağmur sularının nasıl aktığını açıklayan önemli bir mekanizma ortaya koydu. Tsukuba Üniversitesi'nden araştırmacılar, sarp tortul kayalık dağlarda yağmur suyunun iki farklı süreçle hareket ettiğini keşfetti: derine sızan infiltrasyon ve heyelanlarla gerçekleşen yüzeysel drenaj. Bu iki sürecin hangisinin baskın olduğunu ise jeolojik tabakaların eğim açısı belirliyor. Bulgular, dağlık havzalarda su döngüsünü anlamak açısından kritik bir çerçeve sunuyor. Araştırmacılar bu ilişkiyi açıklamak için 'yapısal zemin sistemi' adını verdikleri yeni bir kavramsal model önerdi. Bu model, su kaynakları yönetiminden doğal afet riskinin değerlendirilmesine kadar pek çok alanda uygulanabilir nitelikte.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
İklim & Çevre
12 Jun

Dünya kentlerinin tehlikeli bölgelerdeki büyümesi artık 6 ayda bir izlenecek

Dünya Yerleşim İzleme Sistemi (WSF) Tracker, kentsel alanların doğal afet riski taşıyan bölgelerdeki genişlemesini altı ayda bir haritalayarak küresel ölçekte takip edebilen yeni bir platform olarak hayata geçirildi. Washington D.C.'deki Dünya Bankası merkezinde tanıtılan sistem, uydu görüntüleri kullanarak şehirlerin sel, deprem ve heyelan gibi tehlikeli alanlardaki büyümesini gerçek zamanlı olarak monitör ediyor. Bu teknoloji, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla büyüyen kentsel alanların risk değerlendirmesi için kritik veri sağlıyor. Platform, şehir plancıları, politika yapıcılar ve afet yönetimi uzmanları için erken uyarı sistemi görevi üstlenerek, sürdürülebilir kentsel gelişim stratejilerinin oluşturulmasına katkı sunuyor. Küresel nüfus artışı ve iklim değişikliğiyle birlikte kentsel risklerin arttığı günümüzde, bu tür izleme sistemleri gelecekteki afet zararlarını minimize etmek açısından büyük önem taşıyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0