Arama · son güncelleme 11 sa önce
1-18 / 18 haber Sayfa 1 / 1
Kimya
6 gün önce

Periyodik Tablonun Tamamını Kapsayan Yapay Zeka Eğitim Veri Seti: MAD-1.6

Atomistik simülasyonlar için makine öğrenmesi modelleri geliştiren araştırmacılar, uzun süredir kritik bir sorunla boğuşuyor: Mevcut eğitim veri setlerinin büyük çoğunluğu, belirli malzeme sınıflarına odaklanıyor, tutarsız hesaplama yöntemleri kullanıyor ve kuvvet alanı öğrenimi yerine malzeme taramasını öncelik olarak belirliyor. Bu açığı kapatmak amacıyla geliştirilen MAD-1.6 veri seti, periyodik tablodaki 102 elementi kapsayan, yüksek kaliteli ve özenle derlenmiş bir kaynak olarak bilim dünyasına sunuldu. Veri setinin en dikkat çekici özelliği, tüm yapıların tek ve standartlaştırılmış bir hesaplama çerçevesiyle — r²SCAN meta-GGA fonksiyoneli kullanan all-electron yoğunluk fonksiyoneli teorisi (DFT) iş akışıyla — hesaplanmış olması. Bu tutarlılık, farklı çalışmalardan derlenen verilerin yarattığı sistematik hataları ortadan kaldırıyor ve modellerin güvenilirliğini artırıyor. MAD-1.6, önceki MAD veri setinin hedefli zenginleştirme stratejileriyle genişletilmiş hali olup kimyasal uzayın kapsamını büyük ölçüde artırırken yapılandırma sayısını makul düzeyde tutuyor. Bu denge, hem hesaplama verimliliği hem de model genelleştirme kapasitesi açısından kritik önem taşıyor.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
9 Sep

ZrO₂ Nanopartiküllerin Band Yapısı Modüle Edilerek CO Tutunması Kontrol Altına Alındı

Zirkonyum dioksit (ZrO₂) nanopartikülleri, kataliz ve sensör uygulamalarında kritik bir rol oynayan malzemelerdir. Ancak bu partiküllerin karbon monoksit (CO) gibi moleküllerle nasıl etkileşime girdiğini atomik düzeyde anlamak, hesaplama açısından oldukça zorlu bir problem olmaya devam etmektedir. Yeni bir çalışmada, araştırmacılar yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) ile daha hızlı çalışan kardeşi yoğunluk fonksiyonel tight-binding (DFTB) yöntemini bir arada kullanarak deneysel ölçeklerde, yani birkaç nanometre boyutundaki ZrO₂ nanopartikülleri inceledi. Bunun yanı sıra, klasik kuvvet alanı potansiyellerini DFTB çerçevesine entegre eden yeni bir hibrit yaklaşım (DFTB-FF) geliştirdiler. Bu yöntem sayesinde hem geometri optimizasyonu daha güvenilir hale getirildi hem de CO adsorpsiyon özellikleri daha gerçekçi biçimde hesaplanabildi. Özellikle nanopartiküllerin köşe, kenar ve yüzey bölgeleri gibi kimyasal açıdan birbirinden farklı noktalar için koordinasyon bağımlı Zr-C potansiyelleri tanımlandı. Bu ayrıntı, CO molekülünün nanopartikül üzerinde nereye, ne kadar güçlü tutunduğunu belirlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışma, büyük ölçekli nanopartikül sistemlerinin hesaplamalı kimya ile incelenmesinde hem doğruluk hem de verimlilik sağlayan pratik bir araç sunmaktadır.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
28 Aug

Kuantum Mekaniğini Sıvılara Bağlayan Evrensel Kuvvet Alanı: ByteFF-Pol

Moleküler dinamik simülasyonlar, maddenin atom düzeyindeki davranışını anlamak için kritik araçlar olmakla birlikte, kuantum hesaplamalardan yola çıkarak makroskopik özellikleri doğru tahmin etmek hâlâ büyük bir zorluk. Araştırmacılar bu engeli aşmak için ByteFF-Pol adlı yeni bir polarize edilebilir kuvvet alanı geliştirdi. Graf sinir ağlarıyla parametrelendirilen bu model, yalnızca yüksek kaliteli kuantum mekanik verilerle eğitildi. ByteFF-Pol, geniş bir küçük molekül sıvısı ve elektrolit yelpazesi için termodinamik ve taşınım özelliklerini sisteme özgü ek eğitim gerektirmeksizin yüksek doğrulukla tahmin edebiliyor. Bu özellik, modeli mevcut klasik ve makine öğrenmesi tabanlı kuvvet alanlarının önüne geçiriyor. Fiziksel motivasyonlu model formları ve eğitim stratejileri sayesinde mikroskopik hesaplamalar ile makroskopik gözlemler arasındaki köprü daha sağlam bir zemine oturuyor. Sonuçlar, hesaplamalı kimya ve malzeme tasarımı alanlarında daha genel ve güvenilir simülasyon araçlarına kapı aralayabilir.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
24 Aug

Sadece 4 Parametreyle Moleküller Arası Etkileşimleri Tahmin Eden Yeni Model

Makine öğrenmesi destekli kuvvet alanları, atomlar ve moleküller arasındaki etkileşimleri modellemek için güçlü araçlar olmakla birlikte, eğitim için büyük miktarda yüksek kaliteli kuantum kimyası verisi gerektiriyor. Bu da hesaplama maliyetlerini ciddi ölçüde artırıyor. Araştırmacılar bu sorunu aşmak için yeni bir yaklaşım geliştirdi: DensIP adı verilen yoğunluk tabanlı moleküller arası potansiyel modeli. DensIP, makine öğrenmesiyle tahmin edilen elektron yoğunluklarını fizik temelli bir çerçeveyle birleştiriyor ve şaşırtıcı biçimde yalnızca dört evrensel parametre kullanıyor. Model, küçük organik moleküllerin ikililerinden oluşan DES15K veri seti üzerinde eğitildi ve test edildi. Sonuçlar dikkat çekici: DensIP, eğitim sırasında hiç görmediği molekülleri ve denge dışı konformasyonları içeren sistemler için bile kcal/mol'ün altında hata payıyla tahminler yapabiliyor. Bu başarı, modelin sadece ezberleme değil, gerçek anlamda genelleme yapabildiğini ortaya koyuyor. Yöntemin en önemli avantajlarından biri, pahalı ab initio hesaplamaların yerini kısmen alabilecek nitelikte olması. Bu sayede genel amaçlı makine öğrenmesi kuvvet alanlarının eğitiminde sentetik ama güvenilir referans verisi üretmek mümkün hale gelebilir.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
24 Jul

Organik Moleküller İçin Yeni Yapay Zeka Destekli Kuvvet Alanı: OpenGEM26

Kimyasal simülasyonlarda büyük bir adım atıldı. Araştırmacılar, 200.000 benzersiz organik molekül ve 4,4 milyon konformasyondan oluşan dev bir veri seti olan OpenGEM26'yı kamuoyuyla paylaştı. Bu veri seti üzerinde eğitilen GPTFF-mol adlı grafik sinir ağı tabanlı potansiyel, moleküler enerji tahminlerinde yüksek doğruluk sağlarken hesaplama süresini önemli ölçüde kısaltıyor. Yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT), atomik düzeyde moleküler simülasyonlarda altın standart olarak kabul edilse de işlem maliyeti yüksek bir yöntem. Makine öğrenmesi potansiyelleri ise bu denklemi değiştirme potansiyeli taşıyor: DFT'nin doğruluğuna yaklaşırken çok daha hızlı sonuçlar üretilebiliyor. OpenGEM26, mevcut referans veri setlerinin ötesinde daha geniş bir konformasyonel uzayı kapsıyor; enerji dağılımları, bağ uzunlukları ve bağ açıları açısından QM9 gibi köklü veri setlerini geride bırakıyor. Moleküler ilaç tasarımından malzeme bilimine uzanan geniş bir uygulama alanına hitap eden bu gelişme, hesaplamalı kimyanın geleceğine yönelik önemli bir altyapı sunuyor.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Teknoloji & Yapay Zeka
14 Jul

İlaç ve Proteinleri Kuantum Hassasiyetle Modelleyen Yapay Zeka: TWIN

Biyomoleküler simülasyonlar, ilaç keşfinden protein katlama mekanizmalarına kadar pek çok kritik alanda temel bir araç. Ancak bu simülasyonların ya yüksek doğruluklu kuantum hesaplamalar gibi astronomik bir hesaplama maliyeti ya da hızlı ama daha az doğru klasik yöntemler arasında bir tercih yapılmasını gerektirdiği bilinir. Makine öğrenmesi potansiyelleri (MLP'ler) bu ikilemin çözümü olarak öne çıkmış, fakat gerçek biyolojik sistemlerde gerekli olan mikrosaniye ötesi zaman ölçeklerinde uygulanmaları için hâlâ çok yavaş kalmaktadır. ABD'li araştırmacılar, bu soruna yenilikçi bir çözüm olarak TWIN (Transferable Water Implicit Network) adını verdikleri yeni bir makine öğrenmesi modelini geliştirdi. Model, suyun etkisini açıkça hesaplamak yerine örtük (implicit) bir temsille ele alarak hesaplama yükünü önemli ölçüde azaltıyor. Üstelik TWIN, daha önceki yaklaşımların aksine ampirik kuvvet alanı verileriyle değil, doğrudan ab initio kuantum hesaplama ve deneysel verilerle eğitildi. Ekivaryan Graf Sinir Ağı mimarisine dayanan bu model, ilaç benzeri küçük moleküllerden peptitlere ve büyük proteinlere kadar geniş bir yelpazede aktarılabilirlik gösteriyor. Bu gelişme, biyomolekül modellemesinde hem hız hem de doğruluk adına önemli bir ilerlemeyi temsil ediyor.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
9 Jul

İlaç Tasarımında Çinko Proteini Sırları: Kuantum Kimyası Devrede

Çinko içeren metaloproteinler, vücudumuzdaki pek çok metabolik süreçte kritik görevler üstlenir ve bu nedenle ilaç tasarımcılarının öncelikli hedefleri arasında yer alır. Ancak bu proteinlerin ilaç molekülleriyle nasıl etkileşime girdiğini tam olarak anlamak, hesaplama kimyası açısından zorlu bir problem olmaya devam etmektedir. Yeni bir çalışmada araştırmacılar, çinko bağlanma bölgelerindeki moleküller arası etkileşim enerjilerini kuantum kimyası yöntemleriyle ayrıştırarak her bir fiziksel katkıyı tek tek inceledi. Analizler, çinkonun koordinasyon sayısının (dört ile altı arasında değişen) ve bağlandığı ligandların kimyasal sertlik ya da yumuşaklık özelliğinin, bu enerji bileşenlerinin göreli büyüklüğünü ciddi ölçüde etkilediğini ortaya koydu. Çalışmanın bir diğer önemli boyutu ise bu yüksek düzeyli kuantum hesaplamalarının, polarize edilebilir moleküler mekanik potansiyellerini kalibre etmek için kullanılmasıdır. Bu sayede elektronik etkilerin doğru biçimde modellenmesi, yalnızca çinkonun hemen çevresindeki bölgeyle sınırlı kalmayıp tüm protein sistemlerine ve uzun süreli moleküler dinamik simülasyonlarına kadar genişletilebilmektedir. Sonuçlar, yapı tabanlı ilaç tasarımı çalışmalarına daha güvenilir hesaplama araçları kazandırma potansiyeli taşıyor.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
8 Jul

Yapay Zeka Kuvvet Alanları Artık Yük ve Işık Altında Çalışabilecek

Kimyasal sistemleri atomik düzeyde simüle eden makine öğrenmesi tabanlı kuvvet alanları, bilgisayarlı kimyanın en güçlü araçlarından biri hâline geldi. Ancak mevcut temel modeller ciddi bir kısıtlama taşıyor: yalnızca denge durumundaki, elektriksel olarak nötr sistemleri modelleyebiliyorlar. Bu durum, fotouyarım, yük enjeksiyonu veya elektrik alan uygulaması gibi 'sürülmüş' süreçlerin simülasyonunu neredeyse imkânsız kılıyor. Araştırmacılar bu sorunu çözmek için EquiFiLM adlı hafif bir uzantı geliştirdi. Sistem, mevcut temel kuvvet alanı modellerine 'Özellik Bazlı Doğrusal Modülasyon' (FiLM) bloğu ekleyerek harici koşullar — örneğin molekülün taşıdığı yük — doğrultusunda potansiyel enerji yüzeyinin nasıl değiştiğini öğreniyor. Özellikle dikkat çekici olan nokta şu: sistem bu ek yeteneği kazanmak için çok az eğitim verisi gerektiriyor ve fiziksel simetri koşullarını (E(3)-değişmezliği) eksiksiz koruyor. Yöntem, yüklü sıvı su sistemi üzerinde MACE-MatPES temel modeli kullanılarak test edildi ve E-MACE adı verilen özelleştirilmiş bir model ortaya çıkarıldı. Bu gelişme; pil elektrolitlerinden fotokatalizörlere, ilaç moleküllerinden güneş enerjisi malzemelerine kadar geniş bir alanda daha gerçekçi simülasyonların önünü açabilir.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
7 Jul

Lityum Piller İçin Yapay Zeka Destekli Kuvvet Alanı Tasarımı

Lityum-iyon piller, elektrikli araçlardan taşınabilir elektroniğe kadar pek çok alanda kritik bir rol üstleniyor. Ancak bu pillerin performansını belirleyen elektrolit çözeltilerini optimize etmek, olası solvent-tuz kombinasyonlarının muazzam çeşitliliği nedeniyle son derece güç bir mühendislik problemi olmaya devam ediyor. Geleneksel deneme-yanılma yöntemleri hem yavaş hem de maliyetli. Moleküler dinamik simülasyonları bu süreçte umut verici bir alternatif sunuyor; ancak çok bileşenli sistemlerde klasik kuvvet alanlarının yeterli doğrulukta sonuç üretemediği biliniyordu. Araştırmacılar, bu sorunu aşmak için OPLS-AA adı verilen kuvvet alanı parametrelerini otomatik ve türevlenebilir biçimde optimize eden yeni bir iş akışı geliştirdi. Sistem, topoloji rehberliğinde atom sınıflandırması yaparak gereksiz parametre yükünü azaltıyor; Lennard-Jones etkileşim parametrelerini ise deneysel yoğunluk verisine dayanarak kalibre ediyor. İyonik iletkenlik bağımsız bir doğrulama ölçütü olarak kullanılıyor. Yaklaşık 100.000 atom içeren sistemlerde 35-40 nanosaniyelik simülasyonlar standart protokol olarak belirlenerek güvenilir taşıma özellikleri elde ediliyor. Bu çalışma, pil elektrolitlerinin hesaplamalı olarak yüksek verimde taranmasının önündeki önemli engellerden birini ortadan kaldırıyor.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
1 Jul

Yapay Zeka, Kimyasal Reaksiyon Ağlarını Sıfırdan Haritalıyor

Araştırmacılar, kimyasal reaksiyon ağlarını neredeyse hiç ön bilgi gerektirmeden haritalayabilen ReactionAtlas adlı yeni bir yapay zeka sistemi geliştirdi. Kimyasal reaksiyon ağları; katalizden yanmaya, yaşamın kökenine kadar pek çok sürecin temel dili olarak kabul edilir. Bu ağların oluşturulması, binlerce geçiş durumunun (transition state) bulunup tanımlanmasını gerektirdiğinden geleneksel yöntemlerle son derece zorlu ve zaman alıcıydı. Yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) gibi klasik hesaplama yöntemleri bu iş için çoğunlukla pratik olmaktan uzak kalıyordu. ReactionAtlas ise yalnızca birkaç başlangıç molekülünden yola çıkarak, elle yazılmış kurallara ihtiyaç duymadan reaksiyon ağını sıfırdan inşa edebiliyor. Sistem; makine öğrenmesiyle eğitilmiş bir üretici model ve DFT verisiyle eğitilmiş bir kuvvet alanı (MLFF) kombinasyonunu kullanarak olası reaksiyonları önerip geçerli geçiş durumlarını filtreliyor. Elde edilen ürünler ise arama sürecine yeni başlangıç noktaları olarak ekleniyor. Bu döngüsel yaklaşım, daha önce erişilmesi güç olan kimyasal uzayların sistematik biçimde keşfedilmesini mümkün kılıyor.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
30 Jun

Klasik Kuvvet Alanları Metal Koordinasyonunu Neden Yanlış Modelliyor?

Proteinlerdeki metal iyonlarının davranışını simüle etmek, ilaç tasarımı ve biyomoleküler modelleme açısından kritik öneme sahip. Ancak standart biyomoleküler kuvvet alanları, özellikle asimetrik metal koordinasyon modlarını modellemekte ciddi kısıtlamalar gösteriyor. Yeni bir çalışmada araştırmacılar, integrin αVβ3 adlı hücre yapışma proteinine kalsiyum iyonu (Ca²⁺) aracılığıyla bağlanan cRGD peptidini inceledi. Klasik simülasyonların yanı sıra, kuantum mekaniği ile moleküler mekaniği harmanlayan QM/MM yöntemi kullanılarak karşılaştırmalı bir analiz yapıldı. Sonuçlar, sabit nokta yüklü kuvvet alanlarının Ca²⁺'ın asimetrik koordinasyon geometrisini doğru yansıtamadığını ortaya koydu. Bu bulgular, metal içeren biyomoleküler sistemlerin doğru modellenmesi için kuantum mekaniği tabanlı çok seviyeli yaklaşımların vazgeçilmez olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
24 Jun

Moleküler Simülasyonlarda Kuvvet Alanları Artık Otomatik İyileştirilebiliyor

Moleküler simülasyonların güvenilirliği, büyük ölçüde 'kuvvet alanı' adı verilen matematiksel modellerin doğruluğuna bağlıdır. Bu modeller, atomlar arasındaki etkileşimleri tanımlar ve ilaç tasarımından malzeme bilimine kadar pek çok alanda kritik rol oynar. Ancak bu modellerin deneysel verilerle uyumlu hale getirilmesi, hem zahmetli hem de hata payı yüksek bir süreçtir. Araştırmacılar, BICePs adlı Bayesçi istatistik temelli bir algoritmanın yeni bir versiyonunu geliştirerek bu süreci otomatikleştirdi. Yeni yaklaşım, deneysel ölçümlerden gelen belirsizlikleri ve aykırı verileri hesaba katarken, moleküllerin farklı konformasyonlardaki (şekillerdeki) dağılımını eş zamanlı olarak optimize edebiliyor. Böylece hem kuvvet alanı parametreleri hem de konformasyon popülasyonları tek bir çerçevede rafine edilebiliyor. Bu gelişme, özellikle deneysel verilerin seyrek ya da gürültülü olduğu durumlarda simülasyon modellerinin kalitesini artırma potansiyeli taşıyor.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
24 Jun

Tuz Çözeltisinde Su Neden Farklı Davranır? Yapay Zeka Sırrı Çözdü

Suda çözünmüş tuzların su moleküllerinin hareketini nasıl etkilediği, yıllardır fiziksel kimyanın merak uyandıran sorularından biri olmuştur. Sodyum klorür (sofra tuzu) gibi 'kozomotrop' iyonlar suyun difüzyonunu yavaşlatırken, sezyum iyodür gibi 'kaotropik' tuzlar tam tersine suyu daha hareketli hale getirir. Bu iyon özgül anomali, klasik bilgisayar simülasyon yöntemleriyle doğru biçimde modellenememişti. Araştırmacılar, MACE adlı eşvaryant grafik sinir ağı mimarisini kullanarak eğittikleri makine öğrenimi tabanlı bir kuvvet alanıyla bu sorunu yeniden ele aldı. Yoğunluk fonksiyonel teorisi hesaplamalarından öğrenen bu model, farklı tuz konsantrasyonlarında deney sonuçlarıyla örtüşen difüzyon katsayıları üretiyor. Çalışma yalnızca bir hesaplama başarısı değil; iyon-su etkileşimlerinin atomik düzeyde daha doğru anlaşılmasına kapı aralamaktadır. Elektrolitlerin su dinamiğini neden bu denli farklı biçimlerde etkilediğini açıklamak, biyolojiden enerji depolamaya kadar pek çok alanda önem taşımaktadır.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Kimya
19 Jun

Yapay Zeka, Magnezyum İyonlarının Suda Davranışını Simüle Edebilir mi?

Magnezyum iyonları, protein katlanmasından DNA stabilitesine kadar pek çok biyolojik süreçte kritik rol oynar. Ancak bu iyonların sulu çözeltilerdeki davranışını bilgisayar ortamında doğru biçimde modellemek, yıllardır araştırmacıların önünde duran zorlu bir problem olmuştur. Geleneksel kuvvet alanı yöntemleri, magnezyumun yapısal, termodinamik ve kinetik özelliklerini aynı anda yeniden üretmekte yetersiz kalmaktadır; bunun temel nedeni kuantum çok-cisim etkilerini hesaba katamamalarıdır. Yeni bir çalışmada araştırmacılar, yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) hesaplamalarından eğitilen MACE adlı sinir ağı potansiyellerini geliştirerek bu sorunu aşmaya çalıştı. Elde edilen sonuçlar, yapay zeka destekli bu modellerin magnezyum iyonunun suda oluşturduğu oktahedral hidrasyon kabuğunu, iyon çiftleşme özelliklerini ve difüzyon katsayısını başarıyla yeniden ürettiğini gösteriyor. Bununla birlikte su-değişim hızı ve serbest hidrasyon enerjisi gibi bazı özelliklerin doğru modellenmesi hâlâ güçlük arz etmektedir. Bu çalışma, biyomoleküler simülasyonlarda daha gerçekçi iyon modellerine giden yolda önemli bir adım niteliği taşıyor.

arXiv — Kimyasal Fizik 0
Nörobilim & Psikoloji
13 May

Yapay sinir ağları motor öğrenmede 'tasarruf' mekanizmasını aydınlatıyor

İnsanlar bir hareket becerisini ikinci kez öğrenirken neden daha hızlı olurlar? Bu 'tasarruf' (savings) fenomeni motor öğrenmenin temel sorularından biri. Araştırmacılar, insan kolunun biyomekanik modellerini kontrol eden yapay sinir ağlarını eğiterek bu mekanizmayı inceledi. MotorNet adlı framework kullanılarak yapılan çalışmada, sinir ağları kol hareketlerini farklı kuvvet alanlarında gerçekleştirmeyi öğrendi. İlginç şekilde, ağlar herhangi bir bağlamsal ipucu olmaksızın tasarruf davranışı sergiledi - ikinci kez aynı kuvvet alanıyla karşılaştıklarında daha hızlı uyum sağladılar. Daha fazla nöron içeren ağlarda bu etki daha güçlüydü. Bulgular, beynin yüksek boyutlu yapısının önceki öğrenme izlerini saklayarak gelecekteki öğrenmeyi hızlandırdığını gösteriyor.

eLife Sciences 0
Teknoloji & Yapay Zeka
4 May

Kuantum Bilgisayarlarla İlaç Tasarımında Yeni Dönem: Protein-Ligand Etkileşimleri

Araştırmacılar, ilaç geliştirme sürecinde kritik öneme sahip protein-ligand etkileşimlerini incelemek için kuantum bilgisayarları kullanmaya başladı. Geleneksel yöntemlerin kuvvet alanı parametrelerinden kaynaklanan sınırlarını aşmak amacıyla geliştirilen hibrit kuantum mekanik/moleküler mekanik (QM/MM) yaklaşım, IBM'in kuantum donanımı üzerinde test edildi. Bu yenilikçi yöntem, ilaç tasarımında kullanılan serbest enerji pertürbasyon hesaplamalarını daha hassas hale getirerek, gelecekte daha etkili ilaçların geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

arXiv — Kuantum Fiziği 0
Fizik
21 Apr

Yapay Zeka ile MoS2 Kristal Büyüme Süreçleri Başarıyla Simüle Edildi

Araştırmacılar, molibden disülfür (MoS2) kristalinin katman katman büyüme süreçlerini tahmin edebilen gelişmiş bir yapay zeka modeli geliştirdi. Ultra-hızlı kuvvet alanı çerçevesi kullanılarak oluşturulan bu makine öğrenmesi tabanlı potansiyel, kristal yapısının temel özelliklerini yüksek doğrulukla simüle ediyor. Model, atomlar arası bağlanma enerjilerini, kafes sabitlerini ve elastik özellikleri başarıyla tahmin ederken, kristal kusurları ve kenar yapılarının enerji değerlerini %91 korelasyonla hesaplayabiliyor. Bu gelişme, elektronik endüstrisinde kritik öneme sahip iki boyutlu malzemelerin üretim süreçlerini optimize etmek için önemli bir adım teşkil ediyor.

arXiv — Yoğun Madde Fiziği 0
Teknoloji & Yapay Zeka
20 Apr

MatClaw: Malzeme biliminde kendi kodunu yazan yapay zeka ajanı

Araştırmacılar, malzeme bilimi çalışmalarında devrim yaratabilecek yeni bir yapay zeka ajanı geliştirdi. MatClaw adındaki bu sistem, önceden tanımlanmış araçlar kullanmak yerine kendi Python kodlarını yazabiliyor ve uzak süper bilgisayarlarda karmaşık simülasyonları yürütebiliyor. Geleneksel AI ajanlarının aksine, bu sistem farklı simülasyon kodları arasında köprü kurarak çok günlük iş akışlarını kesintisiz şekilde yönetebiliyor. Ferroelektrik malzemeler üzerinde yapılan testlerde, sistem makine öğrenmesi ile kuvvet alanı eğitimi, Curie sıcaklığı tahmini gibi karmaşık görevleri başarıyla gerçekleştirdi. Bu gelişme, malzeme keşfi sürecinin otomatikleştirilmesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

arXiv (CS + AI) 0