Arama · son güncelleme 11 sa önce
1-5 / 5 haber Sayfa 1 / 1
Nörobilim & Psikoloji
1 gün önce

Hiçbir Nöronu Tek Başına Ritim Üretemeyen Devre, Birlikte Nasıl Atıyor?

Deniz salyangozu Dendronotus iris'in yüzme hareketini kontrol eden sinir devresi, nörobilimin ilgi çekici bir paradoksunu gözler önüne seriyor: Devreyi oluşturan hiçbir nöron kendi başına ritmik patlama (bursting) üretemezken, dört hücreli ağ bir araya geldiğinde koordineli bir ritim ortaya çıkıyor. Araştırmacılar bu soruyu, merkezi örüntü üreteci (CPG) olarak bilinen sinir devresinin matematiksel modelini adım adım inşa ederek yanıtladı. Çalışma, biyolojik sinir devrelerinde 'ortaya çıkış' (emergence) olgusunun somut bir örneğini sunuyor: Parçaların sahip olmadığı bir özellik, bütünde kendiliğinden beliriyor. İki hücreli alt modüllerin (yarım-merkez osilatörler) bile tek başlarına ritim üretemediği bu sistemde, dört hücrenin tam ağı oluşturması ritmik patlamayı mümkün kılıyor. Bulgular, sinir devrelerinin nasıl çalıştığını anlamak ve felç ya da hareket bozuklukları gibi durumlarda yapay CPG tasarımına ilişkin ipuçları sunmak açısından önem taşıyor.

arXiv (Nörobilim) 0
İklim & Çevre
2 gün önce

Salyangoz Kabukları Geçmiş Hava Olaylarını Kayıt Altına Alıyor

Queensland Üniversitesi'nden araştırmacılar, salyangoz kabuklarının beklenmedik bir hava arşivi işlevi gördüğünü ortaya koydu. Güneydoğu Queensland'deki Coalstoun Lakes Ulusal Parkı'ndan toplanan Biggenden Bantlı Salyangoz'a ait bir kabuk üzerinde yürütülen çalışmada, kabuktaki büyüme halkaları mercek altına alındı. Bu halkalar tıpkı ağaç halkaları gibi çevresel koşullara göre şekilleniyor ve geçmişteki iklim olaylarına dair izler bırakıyor. Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise bu kabukların tarih öncesi siklon izlerini barındırabileceği ihtimali. Eğer bu yöntem güvenilir biçimde geliştirilebilirse, yazılı ya da aletsel meteoroloji kayıtlarından çok önceye uzanan dönemlere ait aşırı hava olaylarını haritalamanın yeni bir yolunu sunabilir. Bu tür paleoklimat verileri, iklim değişikliğinin bölgesel etkilerini anlamak ve gelecekteki hava örüntülerini modellemek açısından büyük önem taşıyor. Çalışma, göz ardı edilen küçük canlıların aslında gezegenimizin iklim belleğinin bir parçasını sakladığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Phys.org — Yerküre Bilimleri 0
Biyoloji & Yaşam Bilimleri
12 Jul

Dünyanın En Büyük Kitlesel Yok Oluşunun Sırrı Çözüldü

Bugün sahillerde midye ve salyangoz kabuklarına rastlamamızın ardında 252 milyon yıl önceki büyük bir felaket yatıyor olabilir. Bilim insanları, Permiyen-Triyas kitlesel yok oluşunu inceleyen yeni bir çalışmayla bu soruya yanıt aradı. Yeryüzü tarihinin en yıkıcı biyolojik krizi olarak bilinen bu olayda deniz türlerinin yaklaşık yüzde doksanı ortadan kalktı. Araştırma, hayatta kalanların ve yok olanların rastlantısal olmadığını ortaya koyuyor: Isınan okyanuslar ve düşen oksijen seviyeleri karşısında metabolizması ve vücut yapısı daha esnek olan türler ayakta kalırken, brakyopodlar gibi gruplar büyük ölçüde silindi. Bu seçici baskı, modern denizlerin neden bugünkü sakinlere ev sahipliği yaptığını açıklıyor. Araştırmacılar ayrıca bulgularının yalnızca tarihsel bir öneme sahip olmadığına dikkat çekiyor; günümüzde hızla ısınan ve oksijenini yitiren okyanuslarda deniz yaşamının nasıl bir sınav vereceğine dair önemli ipuçları sunuyor.

ScienceDaily 0
Biyoloji & Yaşam Bilimleri
16 Jun

Spiralya Hayvanların Evrim Ağacı Neden Çözülemiyor?

Hayvan evriminin en büyük gizemlerinden biri, Spiralya adı verilen dev hayvan grubunun iç ilişkileridir. Solucanlar, salyangozlar, ahtapotlar ve daha pek çok canlıyı barındıran bu grubun hangi kolunun önce, hangisinin sonra ortaya çıktığını bilim insanları bir türlü netleştiremiyor. Yeni bir araştırma, bu belirsizliğin tesadüf olmadığını ortaya koyuyor: Spiralya'nın büyük kolları büyük ihtimalle birbirine çok yakın zamanlarda, adeta bir patlama gibi evrimleşti. Bu tür ani çeşitlenmeler, evrim ağacında birbirine çok benzer dal uzunlukları bıraktığından, hangi grubun kimden önce ayrıldığını istatistiksel olarak ayırt etmek neredeyse imkânsız hale geliyor. Araştırmacılar, iki büyük genomik veri seti üzerinde gelişmiş istatistiksel yöntemler uygulayarak 105 farklı ağaç senaryosunu karşılaştırdı. Sonuç: Dallar arası mesafeler son derece kısa ve hiçbir tek bir ağaç yapısı diğerlerinden anlamlı biçimde üstün değil. Üstelik bazı analizlerde elde edilen yanıltıcı sonuçların, 'uzun dal artefaktı' denilen istatistiksel bir hatadan kaynaklandığı da belirlendi.

eLife Sciences 0
Biyoloji & Yaşam Bilimleri
27 May

Susam tanesinden küçük deniz salyangozunda yeni tür keşfi

Tayvan kıyılarında keşfedilen minik deniz salyangozunun yepyeni bir tür olduğu belirlendi. Susam tanesinden bile küçük olan bu şeffaf canlı, siyah-sarı benekli görünümü nedeniyle Thecacera sesama adını aldı. İlginç olan ise keşfin tesadüfi bir dalış sırasında gerçekleşmesi ve türün tanımlanmasında Facebook'taki bir uzmanın yardımcı olması. Bu buluş, okyanuslarımızda henüz keşfedilmemiş sayısız türün varlığına işaret ediyor. Nudibranch ailesine ait olan bu küçük salyangoz, deniz biyolojisindeki yeni keşiflerin nasıl beklenmedik yerlerden çıkabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, böylesine küçük boyutlarda bile yeni türlerin bulunabilmesinin, deniz ekosistemlerindeki çeşitliliğin tahmin edilenden çok daha zengin olduğunun kanıtı olduğunu belirtiyor.

ScienceDaily 0