Kanada'nın uçsuz bucaksız boreyal ormanları, iklim politikasının gözdesi konumunda. Karbon yutağı olarak işlev gören bu ormanlar, milyonlarca ton karbondioksiti bünyesinde tutarak küresel ısınmanın önüne geçmeye yardımcı oluyor. Peki ya hikâyenin geri kalanı?
BM Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü'nün (UNU-INWEH) yayımladığı yeni politika brifingine göre, yoğun ibreli ağaçlardan oluşan boreyal orman plantasyonları, kış güneşini oldukça güçlü bir biçimde emiyor. Bu durum, yüzey ısınmasına yol açarak söz konusu ormanların iklime kazandırdığı faydanın yüzde 6 ila 20'sini ortadan kaldırabiliyor.
Meselenin fiziksel temeli albedo kavramında yatıyor. Albedo, bir yüzeyin güneş ışığını ne ölçüde yansıttığını ifade eden bir değer. Karla örtülü açık araziler güneş ışığının büyük bölümünü geri yansıtırken, koyu renkli ibreli ormanlar bu ışığı emer ve ısıya dönüştürür. Kış aylarında kar örtüsünün varlığı bu farkı daha da belirginleştiriyor: Ormansız karla kaplı bir alan parlak bir ayna gibi davranırken, yoğun çam ormanı üzerine düşen ışığı büyük ölçüde bünyesinde hapsediyor.
Araştırmacıların dikkat çektiği asıl sorun, Kanada'nın resmi karbon muhasebesi çerçevelerinin bu ısı emilimini hesaba katmaması. Mevcut sistemler yalnızca depolanan karbon miktarını ölçüyor; ormanların yüzey enerji dengesine olan etkisini ise büyük ölçüde yok sayıyor. Bu boşluk, boreyal ormanlara atfedilen iklim faydalarının şişirilmesine ve gerçekte beklenen soğutmayı sağlayamayan projelere kamu kaynaklarının yönlendirilmesine neden oluyor.
Bulgular, orman bazlı iklim çözümlerine yönelik yaklaşımın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine güçlü bir sinyal veriyor. Araştırmacılar, karbon tutma potansiyelinin yanı sıra orman tipini, coğrafi konumu ve mevsimsel dinamikleri de kapsayan bütüncül bir değerlendirme modelinin benimsenmesini öneriyor. Aksi takdirde iyi niyetle hayata geçirilen ağaçlandırma projeleri, beklenenin aksine iklim krizini derinleştirebilir.
Bu gelişme, doğa temelli çözümlerin ne denli karmaşık bir denklem oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Ormanlar değerli iklim müttefikleri olmayı sürdürüyor; ancak hangi ormanın, nerede ve nasıl yönetildiği sorusu her zamankinden daha kritik bir önem taşıyor.