Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), ergenlik döneminde sıklıkla dürtüsellik, dikkatsizlik ve öz denetim güçlükleriyle ilişkilendirilen bir nörogelişimsel durumdur. Ancak yeni bir araştırma, bu tablonun yalnızca bir yüzünü gördüğümüzü hatırlatıyor.
Araştırmacılar, dikkat eksikliği belirtileri gösteren ergenlerin, akranlarına yardım etmek için daha fazla kişisel risk almaya istekli olduğunu keşfetti. Başka bir deyişle, dürtüsellik olarak nitelendirilen bu özellik, tehlike ya da yargılanma riskine rağmen bir arkadaşın yanında durmak gibi sosyal cesaret gerektiren durumlarda belirgin biçimde öne çıkıyor.
Bu bulgu, DEHB'li gençlerin davranışlarına ilişkin alışılagelen anlatıyı kökten sarsmaktadır. Söz konusu bireyler çoğu zaman sınıfta sorun çıkaran ya da sosyal normlara uymakta zorlanan bireyler olarak tanımlanır. Oysa araştırma, aynı dürtüselliğin başka bir bağlamda —örneğin zorbalıkla karşılaşan bir akranı savunmak gibi durumlarda— son derece işlevsel ve değerli bir niteliğe dönüşebildiğini gösteriyor.
Bilim insanları bu durumu, dürtüselliğin sosyal riskleri hesaplamadan önce harekete geçme eğilimini beslediğiyle açıklıyor. Tipik gelişim gösteren bir ergen, bir çatışmaya müdahale etmeden önce olası sonuçları uzun uzun değerlendirebilirken DEHB'li bir ergen bu engeli daha hızlı aşarak destek olmaya yönelebiliyor.
Araştırmanın en dikkat çekici mesajlarından biri şu: Nörogelişimsel farklılıklar, bağlama göre hem zorluk hem de güç kaynağı olabilir. Bu perspektif, DEHB'ye yönelik eğitim ve destek programlarının yalnızca eksiklikleri gidermeye değil, aynı zamanda bu bireylerin güçlü yönlerini tanımaya ve geliştirmeye odaklanması gerektiğine işaret ediyor.
Elbette araştırmanın sınırlılıklarını göz ardı etmemek gerekir. Gözlemlenen eğilim, her DEHB'li ergende aynı biçimde tezahür etmeyebilir; sosyal çevre, aile dinamikleri ve bireysel farklılıklar belirleyici rol oynuyor olabilir. Bununla birlikte, bulgular bu alanda daha kapsamlı araştırmalar yapılmasının önünü açıyor.
Sonuç olarak bu çalışma, ergenlik dönemindeki dürtüselliği farklı bir gözle değerlendirmeye davet ediyor: Belki de bazı gençlerin "dur ve düşün" diyememesi, tam da o an birinin desteğe en çok ihtiyaç duyduğu anda onların yanında olmalarını sağlıyordur.