Arama · son güncelleme 3 sa önce
1-24 / 60 haber Sayfa 1 / 3
Nörobilim & Psikoloji
1 gün önce

Çocuğun DEHB Genleri, Ebeveynlerin Boşanma Riskini Tahmin Edebilir

Yeni bir araştırma, çocukların dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna (DEHB) yönelik genetik yatkınlıklarının, ebeveynlerinin ayrılma olasılığıyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu bulgular, çocukların yalnızca aile ortamından etkilenmediğini, aynı zamanda ailenin gidişatını aktif biçimde şekillendirebileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, çocuğun taşıdığı DEHB risk genlerinin yoğunluğu arttıkça ebeveynler arasındaki ilişki istikrarının azaldığını tespit etti. Bu durum, genetiğin yalnızca bireyi değil, aile dinamiklerini de dolaylı yoldan etkileyebileceğini göstermesi açısından dikkat çekici. Söz konusu bulgu; gen-çevre etkileşimi, ebeveynlik stresi ve aile sistemleri üzerine yapılan araştırmalara yeni bir boyut kazandırıyor. Bilim insanları, bu ilişkinin nedensellik mi yoksa korelasyon mu olduğunu kesin olarak söyleyemese de bulgular, aile yapısını etkileyen faktörlerin sandığımızdan çok daha karmaşık olduğuna dair önemli ipuçları sunuyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
3 gün önce

DEHB'de Zihin Gezintisi: Dikkat Dağınıklığının İki Farklı Yolu

Aklınızın bir anda başka yerlere gitmesi hepimizin yaşadığı bir deneyim — ama bu durum DEHB'li yetişkinler için çok daha belirleyici bir rol oynuyor olabilir. Yeni bir araştırma, istem dışı zihin gezintisinin yetişkin DEHB'siyle güçlü biçimde ilişkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, iki ayrı mekanizmanın dikkat sorunlarını bağımsız olarak tetiklediğini keşfetti: Birincisi, gündelik yaşamda sık yaşanan kontrolsüz dikkat kaymaları; ikincisi ise anlık bilişsel boşluklar. Her iki yol da DEHB belirtilerini öngörmede istatistiksel olarak anlamlı çıktı. Önemli bir ayrıma dikkat çeken çalışma, kasıtlı hayal kurmanın — yani bilerek zihnin başka yerlere dalmasının — bu tablo içinde yer almadığını vurguluyor. Sorunlu olan, kişinin kontrolü dışında gerçekleşen ve istenmeyen anlarda ortaya çıkan zihin kaçışları. Bu bulgular, DEHB'nin salt bir odaklanma güçlüğü olmadığını; zihnin kendi kendine denetim altında tutulamamasıyla da derinden bağlantılı olduğunu gösteriyor. Araştırma, gelecekteki DEHB değerlendirmelerinde ve müdahale yöntemlerinde bu iki farklı mekanizmanın ayrı ayrı ele alınması gerektiğine işaret ediyor.

PsyPost 0
Tıp & Sağlık
5 gün önce

1,9 Milyon Kişilik Araştırma: DEHB ile Bağırsak Sorunları Arasında Güçlü Bağ

1,9 milyondan fazla kişinin verilerini inceleyen kapsamlı bir araştırma, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile sindirim sistemi sorunları arasında çarpıcı bir ilişki olduğunu ortaya koydu. DEHB tanısı alan bireylerin kabızlık yaşama olasılığı neredeyse iki katına çıkarken, irritabl bağırsak sendromu (IBS) riski yüzde 58 oranında daha yüksek bulundu. Araştırmacılar ayrıca enkoprezis adı verilen dışkı tutamama durumunun DEHB'li bireylerde dört kattan fazla daha sık görüldüğünü saptadı. Bu bulgular, beyin ile bağırsak arasındaki çift yönlü iletişim hattı olarak bilinen 'bağırsak-beyin ekseni' kavramına yeni bir boyut katıyor. DEHB'nin yalnızca nörolojik bir durum olarak değil, aynı zamanda sindirim sağlığını da etkileyen sistemik bir bozukluk olarak değerlendirilmesi gerekebileceğine işaret eden bu araştırma, hem tanı hem de tedavi süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesini gündeme taşıyor.

ScienceDaily 0
Nörobilim & Psikoloji
6 gün önce

Duyusal Aşırı Tepki Otizm ve Kaygıyla Bağlantılı, Ama Her Koşulla Değil

15.000'den fazla çocuğu kapsayan geniş çaplı bir araştırma, seslere, dokunuşlara veya ışığa karşı aşırı olumsuz tepki verme eğiliminin —yani duyusal aşırı duyarlılığın— özellikle otizm ve kaygı bozukluğuyla güçlü bir ilişki içinde olduğunu ortaya koydu. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ya da depresyon gibi diğer nörogelişimsel ve ruhsal sağlık durumlarıyla ise bu bağlantı çok daha zayıf kaldı. Bulgular, duyusal aşırı duyarlılığın rastgele bir belirtiler bütünü olmadığına, aksine belirli nörobiyolojik kökleri paylaşan durumlarla seçici biçimde örtüştüğüne işaret ediyor. Araştırmacılar, bu bulgunun otizm ve kaygı arasındaki ortak beyin mekanizmalarını anlamlandırmak için önemli bir kapı aralayabileceğini vurguluyor. Duyusal uyaranlara karşı aşırı tepki, günlük yaşamı ciddi ölçüde etkileyebilen ancak tanı kriterlerinde yeterince yer bulmayan bir özellik. Bu çalışma, söz konusu özelliğin hangi klinik tablolarla gerçekten ilişkili olduğunu büyük bir örneklem üzerinde test eden sayılı çalışmalardan biri olması nedeniyle alana önemli bir katkı sunuyor.

The Transmitter 0
Nörobilim & Psikoloji
3 Sep

DEHB'in Beklenmedik Avantajı: Dağınık Dikkat Yaratıcılığı Körüklüyor

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çoğunlukla odaklanma güçlüğü ve dürtü kontrolü sorunlarıyla ilişkilendirilir. Ancak yeni araştırmalar, bu tablonun yalnızca bir zorluğu değil, aynı zamanda beklenmedik bir avantajı da barındırabileceğine işaret ediyor. DEHB'e özgü 'odaksız dikkat' örüntüsü, beynin daha geniş bir fikir havuzunu taramasına ve alışılmadık bağlantılar kurmasına zemin hazırlayabiliyor. Araştırmacılar, bu mekanizmanın yaratıcı düşünceyi besleyebileceğini öne sürüyor. Dahası, yaratıcı etkinliklerin bu 'dağınık' dikkat enerjisini olumlu bir kanala yönlendirirken, beynin odaklanma ve öz denetimden sorumlu sistemlerini de güçlendirebileceği düşünülüyor. Bu bulgu, DEHB'e yaklaşımımızı yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor: Bozukluğu yalnızca bir eksiklik olarak değil, farklı biçimde işleyen bir bilişsel stil olarak ele almak mümkün olabilir.

ScienceDaily 0
Nörobilim & Psikoloji
3 Sep

Nadir Genetik Sendromun Sırrı Fare ve Zebra Balığında Çözülüyor

DeSanto-Shinawi Sendromu (DESSH), WAC genindeki bozuklukların yol açtığı nadir bir nörogelişimsel hastalıktır. Bu sendromla yaşayan bireylerde otizm, DEHB, epilepsi, zihinsel gelişim geriliği ve yüz şekli farklılıkları gibi belirtiler görülmektedir. Ancak hastalığın moleküler temelini anlamaya yönelik kapsamlı hayvan modeli çalışmaları bugüne dek oldukça sınırlı kalmıştı. Yeni bir araştırmada bilim insanları, hem fare hem de zebra balığında WAC/wac gen silme mutantları geliştirerek bu açığı kapatmayı hedefledi. İki farklı omurgalı türünde oluşturulan bu modeller, DESSH'li bireylerde gözlemlenen kraniyofasiyal yapı değişikliklerini ve nörodavranışsal belirtileri başarıyla yansıttı. Bu tamamlayıcı yaklaşım, tek bir modelin yetersiz kalabileceği durumlarda hastalık mekanizmalarını çok yönlü inceleme fırsatı sunuyor. Çalışma, nadir hastalıkların araştırılmasında birden fazla model organizmanın birlikte kullanılmasının ne denli değerli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor ve ileride geliştirilebilecek tedavi stratejileri için önemli bir temel oluşturuyor.

eLife Sciences 0
Nörobilim & Psikoloji
1 Sep

Genetik Kanıtlar Ortaya Koydu: DEHB Belirtileri Okul Başarısını Doğrudan Düşürüyor

İkizler ve kardeşler üzerinde yürütülen kapsamlı bir genetik araştırma, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) çocukların akademik performansını doğrudan olumsuz etkilediğini ortaya koydu. Daha önce bu iki durum arasındaki ilişkinin yalnızca korelasyondan ibaret olabileceği düşünülüyordu; yani ortak genetik ya da çevresel faktörlerin hem DEHB'e hem de düşük notlara yol açtığı varsayılıyordu. Ancak yeni bulgular, nedensellik konusunda çok daha güçlü bir tablo çiziyor. Araştırmacılar genetik verileri kullanarak çevresel ve kalıtsal değişkenleri büyük ölçüde kontrol altına almayı başardı. Bu yaklaşım, DEHB belirtilerinin bağımsız bir etken olarak akademik sonuçları bozduğunu gösteriyor. Sonuçlar, özellikle ebeveynler ve eğitimciler açısından kritik bir mesaj taşıyor: DEHB yalnızca davranışsal bir sorun değil, çocuğun öğrenme sürecini ve gelecekteki fırsatlarını şekillendirebilecek nörogelişimsel bir etken. Bu bulguların eğitim politikaları ve erken müdahale programları üzerinde önemli yansımaları olması bekleniyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
30 Aug

DEHB, Cinsel Yaşamı Nasıl Etkiliyor? Kişisel Deneyimler Işığında Yeni Bulgular

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) denince akla genellikle iş, okul ya da günlük yaşamdaki güçlükler gelir. Oysa yeni bir araştırma, DEHB'nin cinsel yaşamı da derinden etkileyebildiğini ortaya koyuyor. Kişisel tanıklıklara dayanan bu analiz, DEHB'ye özgü bilişsel özelliklerin —dürtüsellik, dikkat dağınıklığı ve duygu düzenleme güçlükleri gibi— cinsel doyumu, partnere yakınlık hissini ve çift içi iletişimi nasıl biçimlendirdiğini inceliyor. Araştırma; bu bozukluğun yalnızca üretkenlik ya da organizasyon becerileriyle sınırlı olmadığını, ilişkilerin en mahrem boyutlarına kadar uzanabildiğini gösteriyor. DEHB olan bireylerin bir kısmı yoğun odaklanma dönemlerini (hyperfocus) cinsel deneyimlerde de yaşarken, bir kısmı tam tersine dikkatini sürdürmekte zorlandığını belirtiyor. Bulgular, bu alandaki farkındalığı artırmak ve hem bireylere hem de çiftlere daha kapsamlı destek sunmak açısından önem taşıyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
26 Aug

Annenin Sese Tepki Süresi DEHB Riskini Etkiliyor Olabilir

Yeni bir ön çalışma, annelerin bebeklerine sesli tepki verme zamanlamasının çocukluk çağı DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) ile bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, bebeklerinin seslerine bir saniye içinde yanıt verme olasılığı daha düşük olan annelerin çocuklarında, yedi yaşına gelindiğinde DEHB veya yıkıcı davranış bozuklukları gelişme riskinin daha yüksek olduğu gözlemlendi. Çalışma henüz ön aşamada olduğundan kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için erken olsa da, erken dönem ebeveyn-bebek etkileşiminin nörogelişimsel sağlık üzerindeki rolüne dair önemli ipuçları sunuyor. Bilim insanları, bu tür zamansal tepki kalıplarının, bebeğin gelişmekte olan sinir sistemi üzerinde uzun vadeli izler bırakabileceğini düşünüyor. Bulgular, erken müdahale programlarının tasarlanmasında anne-bebek iletişim dinamiklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret ediyor.

PsyPost 0
Tıp & Sağlık
22 Aug

Yetişkinlerde DEHB Tanısı Neden Bu Kadar Artıyor?

Dünya genelinde yetişkinlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanıları ile ilaç reçeteleri çarpıcı bir artış gösteriyor. Bu yükseliş yalnızca bir moda değil; aksine klinisyenlerin tarihsel olarak göz ardı edilen yaş gruplarını ve özellikle kadınları artık daha iyi tanımasının bir yansıması. Uzun yıllar boyunca DEHB, yalnızca çocukluk çağına özgü ve erkeklerde görülen bir durum olarak algılandı. Ancak güncel araştırmalar bu nörogelişimsel bozukluğun yaşam boyu sürebildiğini ve kadınlarda farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle geçmişte atlanmış pek çok birey artık doğru tanıya kavuşabiliyor. Küresel ölçekte derlenen veriler, bu demografik kaymayı açıkça gözler önüne seriyor: Tanı ve tedaviye erişim genişledikçe, daha önce sessiz kalan bir popülasyon görünür hale geliyor. Bu gelişme, DEHB'in yalnızca çocukları etkileyen bir durum olmadığı, yetişkinlik döneminde de ciddi işlevsel güçlüklere yol açabileceği anlayışını bilimsel zeminde sağlamlaştırıyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
19 Aug

DEHB Bir Mit Mi? Bilim Bu İddiayı Kesinlikle Reddediyor

DEHB'nin (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) gerçek bir rahatsızlık olmadığını, modern toplumun yarattığı sosyal bir kurgu olduğunu öne süren bir belgesel, bilim camiasında sert tepkilere yol açtı. Nörobilim yazarı Caroline Williams, bu tür iddiaların yalnızca yanlış değil, aynı zamanda tehlikeli olduğunu vurguluyor. Onlarca yıllık araştırma, DEHB'nin beyin yapısı ve işleyişindeki ölçülebilir farklılıklarla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Tanı konulmamış DEHB, akademik başarısızlık, ilişki sorunları ve düşük yaşam kalitesi gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. Bilimsel temelden yoksun içeriklerin geniş kitlelere ulaşması, yardıma ihtiyaç duyan bireylerin tedaviye erişimini geciktirebilir ya da tamamen engelleyebilir. Uzmanlar, DEHB'yi bir efsane olarak konumlandıran anlatıların, bu durumla yaşayan insanları damgalamayı ve onları gerekli destekten yoksun bırakmayı riske attığını belirtiyor. Bilimsel okuryazarlığın önem kazandığı günümüzde, kanıta dayalı olmayan iddiaların medyada yer bulması ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendiriliyor.

New Scientist 0
Nörobilim & Psikoloji
19 Aug

DEHB'li Çocukların Beyni Farklı Gelişiyor: Beyaz Madde İpuçları

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocuklarda en sık görülen nörogelişimsel bozukluklar arasında yer alıyor. Yeni bir araştırma, DEHB tanısı almış 9 yaşındaki çocukların beyin beyaz maddesinde belirgin farklılıklar taşıdığını ortaya koydu. Büyük ölçekli ve uzun soluklu bir çalışmadan elde edilen veriler kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırmada, sinir liflerinin organizasyonu ve hücresel yoğunlukta sağlıklı yaşıtlarından ayrışan örüntüler tespit edildi. Bu bulgular, DEHB'nin yalnızca davranışsal bir sorun olmadığını, beynin erken gelişim süreçlerine kök salmış nörobiyolojik temelleri olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, söz konusu farklılıkların bozukluğun nörogelişimsel kökenlerini anlamada önemli yeni ipuçları sunduğunu vurguluyor. Beyaz madde, beynin farklı bölgelerini birbirine bağlayan sinir liflerinden oluşur ve bilişsel işlevler ile davranış düzenlemesi açısından kritik bir rol üstlenir. Bu alandaki değişimlerin DEHB ile ilişkilendirilmesi, ileride erken tanı ve müdahale stratejilerinin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir.

PsyPost 0
Tıp & Sağlık
17 Aug

DEHB'li Kadınlar Neden Hormonlarının 'Esiri' Gibi Hisseder?

DEHB tanısı almış kadınlar, menstrüel döngü boyunca yaşanan hormonal dalgalanmalara karşı olağandışı bir duyarlılık gösteriyor. Östrojen ve progesteronun seviyeleri değiştikçe dikkat, duygu düzenleme ve bilişsel işlevler ciddi biçimde sekteye uğrayabiliyor. Bu durum, DEHB semptomlarının aydan aya dramatik farklılıklar göstermesine yol açıyor; bazı dönemlerde kişi kendini oldukça iyi hissederken, başka dönemlerde günlük yaşamı sürdürmek neredeyse imkânsız hale gelebiliyor. Psikiyatristler bu bağlantıya uzun süre yeterince ilgi göstermedi; ancak son yıllarda klinisyenler, hormon kaynaklı bilişsel ve duygusal zorlukları ele almak için yeni stratejiler geliştirmeye başladı. Araştırmalar, östrojenin dopamin sistemini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor; DEHB'de zaten işlevselliği farklı olan bu sistem, östrojen düştüğünde daha da sekteye uğruyor. Özellikle adet öncesi dönem, perimenopoz ve doğum sonrası süreçler bu kadınlar için özellikle zorlu geçebiliyor. Konunun farkındalığının artması, daha kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının önünü açıyor.

New Scientist 0
Nörobilim & Psikoloji
15 Aug

DEHB Tedavisinde Yeni Dönem: Üç Nörotransmitere Birden Etki Eden İlaç

DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) tedavisinde çığır açabilecek yeni bir ilaç adayı bilim dünyasının gündemine girdi. Sentanafadin adlı bu molekül, beyindeki üç temel kimyasal haberciye — dopamin, noradrenalin ve serotonin — aynı anda etki eden ilk DEHB ilacı olma özelliği taşıyor. Mevcut DEHB ilaçlarının büyük çoğunluğu yalnızca dopamin veya noradrenalin yolakları üzerinden çalışırken, sentanafadin bu üç sistemi birden hedef alarak hem dikkat ve dürtü kontrolüne hem de ruh hali düzenlemesine katkı sağlayabilir. ABD'de Simtriyo ticari adıyla bilinen bu günlük tablet, özellikle geleneksel tedavilere yeterince yanıt veremeyen ya da ek duygusal zorluklar yaşayan hastalar için umut verici bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Bilim insanları, serotonin sisteminin de devreye girmesinin ilacın etki profilini genişletebileceğini ve olası yan etki dengesini farklılaştırabileceğini vurguluyor. Bu gelişme, DEHB'in salt bir dikkat sorunu değil, çok boyutlu bir nörolojik tablo olduğu anlayışıyla örtüşüyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
14 Aug

Kafein ve L-Theanin İkilisi DEHB'li Gençlerin Dikkatini Güçlendirebilir mi?

DEHB tanılı ergenler için dikkat dağınıklığı ciddi bir sorun olmaya devam ederken, araştırmacılar oldukça basit bir besin takviyesi kombinasyonunun bu tabloyu değiştirebileceğini öne sürüyor. Kafein ve L-theanin'in birlikte tek doz olarak alınmasının, DEHB'li gençlerin dikkatlerini dağıtan uyaranlara karşı direnç geliştirmelerine yardımcı olabileceğine dair yeni beyin dalgası verileri gün yüzüne çıktı. Araştırma bulgularına göre bu iki maddenin kombinasyonu, beynin görsel bilgiyi işleme kapasitesini artırırken dikkat düzeyinin zaman içinde düşmesinin de önüne geçiyor. Çalışmada katılımcıların beyin elektriksel aktivitesi EEG yöntemiyle ölçülerek, takviyenin nörobilişsel süreçler üzerindeki etkileri nesnel biçimde gözlemlendi. Sonuçlar, ilaç dışı müdahale seçeneklerinin geliştirilmesi açısından umut verici bir tablo ortaya koyuyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu bulguların henüz erken aşamada olduğunu ve geniş kapsamlı klinik çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Ergen popülasyonunda DEHB yönetimi için güvenli ve erişilebilir tamamlayıcı yaklaşımlar arayışında olan bilim dünyası için bu çalışma, dikkat çekici bir başlangıç noktası sunuyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
14 Aug

Hamilelikte Vücut Yağı DEHB Riskini Artırabilir: Suçlu İltihaplanma

Yeni bir araştırma, hamilelik döneminde annenin vücut yağ oranının yüksek olmasının bebeğin ilerleyen yıllarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) geliştirme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Ancak bu ilişkinin doğrudan değil, dolaylı bir yol üzerinden işlediği dikkat çekiyor: Sistemik iltihaplanma. Araştırmacılar, yüksek vücut yağının annede kronik bir iltihap tepkisini tetiklediğini ve bu tablonun bebeklerde DEHB belirtileriyle bağlantılı olduğunu saptadı. Bulgular, gebelik sürecindeki iltihabi süreçlerin beyin gelişimini erken dönemde şekillendirebileceğine işaret ediyor. Bu çalışma, doğum öncesi dönemdeki metabolik sağlık koşullarının çocuğun nörogelişimsel gidişatına ne denli etki edebileceğini bir kez daha gündeme taşıyor. Araştırmacılar, bu bulguların nedensellik ilişkisi kurmaktan ziyade olası bir mekanizmayı tanımladığını vurguluyor; dolayısıyla sonuçların dikkatli yorumlanması gerekiyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
13 Aug

Stres Sonrası DEHB: Neden Bazı Çocuklar Etkileniyor, Diğerleri Etkilenmiyor?

Stresli yaşam olayları DEHB riskini artırdığı bilinse de yeni bir araştırma, bu riskin çocuktan çocuğa neden bu kadar farklılaştığını açıklıyor. Bilim insanları, bir çocuğun stres karşısındaki kırılganlığının tek bir faktöre bağlı olmadığını ortaya koydu. Ebeveynlerin ruh sağlığı geçmişi, çocuğun genetik yapısı ve beyin gelişim süreci bir araya geldiğinde, stresli deneyimlerin DEHB'e dönüşüp dönüşmeyeceği büyük ölçüde şekilleniyor. Bu bulgular, aynı zorlu koşulları yaşayan çocukların neden birbirinden çok farklı sonuçlarla karşılaşabildiğini anlamak açısından kritik bir adım niteliği taşıyor. Araştırma, DEHB'in yalnızca bir 'dikkat sorunu' olmadığını; biyolojik, genetik ve çevresel faktörlerin iç içe geçtiği karmaşık bir tablo olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bu çok boyutlu yaklaşımın ileride hem erken tanı hem de kişiye özel müdahale stratejileri geliştirilmesine zemin hazırlayabileceğini vurguluyor.

PsyPost 1
Tıp & Sağlık
13 Aug

Tek Doz Test, DEHB Tedavisinde Başarıyı Önceden Tahmin Edebilir

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yaşayan yetişkinlerde tedavi sürecini yönetmek çoğu zaman uzun bir deneme-yanılma dönemini gerektiriyor. Ancak yeni bir araştırma, bu süreci önemli ölçüde kısaltabilecek umut verici bir yaklaşımı gün yüzüne çıkardı. Araştırmacılar, hastalara uygulanan tek bir uyarıcı ilaç dozunun ardından gözlemlenen erken davranışsal değişikliklerin, uzun vadeli tedavi başarısını doğru biçimde öngörebildiğini ortaya koydu. Yani bir hastanın ilk doza verdiği tepki, aylarca sürebilecek ilaç arayışlarının yerini alabilir. Bu bulgu, özellikle doğru ilacı bulmak için haftalarca hatta aylarca beklemek zorunda kalan DEHB'li yetişkinler için büyük önem taşıyor. Mevcut tedavi protokollerinde klinisyenler genellikle bir ilacın işe yarayıp yaramadığını anlamak için uzun gözlem süreçlerine ihtiyaç duyuyor. Tek doz tahmin testi bu tabloya pratik bir çözüm sunabilir ve hem hastaların yaşam kalitesini artırabilir hem de gereksiz ilaç maruziyetini azaltabilir.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
7 Aug

DEHB İlacını Bırakmak Uyku Düzenini Uzun Süre Bozuyor

DEHB tedavisinde yaygın olarak kullanılan metilfenidat ilacının kesilmesinin, uyku düzeni üzerinde beklenenden çok daha uzun süreli etkiler bırakabileceği ortaya çıktı. Yeni bir hayvan çalışması, ilacı bıraktıktan on gün sonra bile sıçanlarda uyku bozukluğu ve sirkadiyen ritim değişiklikleri gözlemlendiğini gösteriyor. Bu bulgular, ilacın kesilmesiyle yaşanan yoksunluk etkilerinin sandığımızdan daha kalıcı olabileceğine işaret ediyor. Sirkadiyen ritim, vücudun yaklaşık 24 saatlik biyolojik saatini tanımlar ve uyku-uyanıklık döngüsünü, hormon salgılanmasını ve metabolizmayı doğrudan etkiler. Araştırmacılar, metilfenidatın beyin üzerindeki etkilerinin ilaç kesildikten sonra da devam ettiğini ve bu durumun uyku kalitesini olumsuz etkilediğini düşünüyor. Sonuçlar henüz hayvan modeliyle sınırlı olsa da, milyonlarca kişiyi etkileyen DEHB tedavilerinin yönetimi açısından önemli sorular doğuruyor. Uzmanlar, insanlarda da benzer etkilerin görülüp görülmediğinin anlaşılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
6 Aug

DEHB İlacı Beyin Ağlarını Dengeleyerek Odaklanmayı Nasıl Sağlıyor?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçların çocuklarda odaklanmayı artırma mekanizması, yeni bir araştırmayla daha net bir şekilde ortaya kondu. Bilim insanları, bu ilaçların beynin farklı bölgeleri arasındaki iletişimi istikrara kavuşturarak etkisini gösterdiğini tespit etti. DEHB'li çocuklarda beyin bölgeleri arasındaki bağlantılar çok hızlı ve düzensiz biçimde değişkenlik gösteriyor; bu durum dikkatin dağılmasına ve görevlere odaklanmakta güçlük çekilmesine yol açıyor. Söz konusu ilaçlar ise bu hızlı geçişleri yavaşlatarak sinirsel ağların daha tutarlı çalışmasını sağlıyor. Bulgular, daha önce davranışsal gözlemlerle bilinen tedavi etkisinin arkasındaki nörolojik temeli somutlaştırması açısından önem taşıyor. Bu tür araştırmalar, ileride daha hedefli ve etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
1 Aug

DEHB'in girişimcilik avantajı yalnızca zeki erkeklerde işe yarıyor

Girişimcilik dünyasında DEHB'in (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) bir avantaj sağladığına dair yaygın bir inanış var. Ancak Applied Psychology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu tablonun çok daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Çocukluk döneminde DEHB tanısı almış olmak, yetişkinlikte otomatik olarak girişimcilik yolunu açmıyor. Araştırmacılar, bu ilişkide zekâ düzeyi ve cinsiyetin belirleyici bir rol oynadığını tespit etti. Buna göre söz konusu avantaj, ağırlıklı olarak yüksek zekâya sahip erkeklerde kendini gösteriyor. Kadınlar ve düşük bilişsel kapasiteli bireyler için aynı bağlantı gözlemlenmiyor. Bu bulgu, DEHB'i romantize eden 'süper güç' anlatısını sorgulatırken, girişimcilik eğiliminin arkasındaki biyolojik ve sosyal dinamikleri de yeniden düşündürüyor. Araştırma, bireysel farklılıkların ve toplumsal cinsiyet dinamiklerinin kariyer tercihlerini nasıl şekillendirdiğine dair önemli ipuçları sunuyor.

PsyPost 0
Tıp & Sağlık
31 Jul

Hamilelikte Parasetamol Kullananlar İçin Sevindirici Haber: Otizm veya ADHD Riski Yok

Hamilelik döneminde parasetamol (asetaminofen) kullanımının çocuklarda otizm veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna (DEHB) yol açıp açmadığı uzun süredir tartışma konusuydu. Ancak yeni yayımlanan kapsamlı bir araştırma, bu endişeleri büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Araştırmacılar, daha önceki çalışmalarda gözlemlenen ilişkinin ilacın kendisinden değil, ailelerin paylaştığı genetik yatkınlıklardan kaynaklandığını ortaya koydu. Çalışmanın en dikkat çekici yönü, kardeşleri birbiriyle karşılaştıran özgün tasarımı. Bu yöntem sayesinde aynı aile ortamını ve genetik mirası paylaşan bireyler arasındaki farklar incelenebildi. Sonuçlara göre annenin hamilelik sırasında parasetamol kullanması, çocuğun ilerleyen yıllarda otizm veya DEHB tanısı almasıyla anlamlı bir ilişki göstermiyor. Bu bulgular, gebelikte ağrı kesici kullanan ya da kullanmayı düşünen pek çok ebeveyn için önemli bir rahatlama kaynağı olabilir. Bununla birlikte uzmanlar, herhangi bir ilacın hamilelik döneminde gereksiz yere kullanılmaması gerektiğini hatırlatıyor.

PsyPost 0
Tıp & Sağlık
27 Jul

İngiltere'de DEHB Hâlâ Gereğinden Az Teşhis Ediliyor Olabilir

Milyonlarca tıbbi kaydın incelendiği yeni bir analiz, İngiltere'de Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun (DEHB) hâlâ ciddi ölçüde yetersiz teşhis edildiğine işaret ediyor. Son yıllarda kayıt altına alınan vaka sayısında belirgin bir artış yaşanmış olsa da bu oranlar, küresel tahminlerin çok gerisinde kalmaya devam ediyor. Özellikle orta yaş ve üzeri yetişkinlerde tanı oranlarının son derece düşük olduğu dikkat çekiyor. Araştırmacılar, mevcut artışın gerçek bir farkındalık artışını mı yoksa yalnızca kayıt sistemlerindeki bir iyileşmeyi mi yansıttığını sorgularken, toplumdaki gerçek DEHB yaygınlığının resmi rakamların çok ötesinde olabileceğini öne sürüyor. Bu bulgular; tanı süreçlerindeki gecikmeleri, damgalanma kaygısını ve sağlık sisteminin bu nörоgelişimsel duruma yaklaşımındaki eksiklikleri yeniden tartışmaya açıyor.

PsyPost 0
Nörobilim & Psikoloji
26 Jul

DEHB'de Beyin Ağları: Tanı Sınırı mı, Sürekli Bir Spektrum mu?

Yeni bir nörogörüntüleme araştırması, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı alan çocuklarla almayan çocukların beyin ağlarının işlevsel açıdan birbirinden keskin biçimde ayrılmadığını ortaya koydu. Araştırmacılar, dikkati destekleyen beyin fonksiyonel ağlarının sürekli bir spektrum üzerinde yer aldığını ve DEHB tanısının bu spektrumda keskin bir sınır çizmediğini belirledi. Bu bulgu, DEHB'nin yalnızca 'var ya da yok' şeklinde ele alınan bir kategori olmaktan çok, nörobiyolojik açıdan kademeli bir farklılık olduğuna işaret ediyor. Çalışma, DEHB'ye ilişkin geleneksel tanısal yaklaşımları sorgulatırken bozukluğun beyin düzeyindeki temellerini anlamak için spektrum temelli bir bakış açısının daha doğru bir çerçeve sunabileceğini öne sürüyor. Araştırma bulguları, gelecekteki tanı ve müdahale yöntemlerinin bireysel beyin bağlantısı örüntülerine göre kişiselleştirilmesi gerekebileceğine dair önemli ipuçları taşıyor.

PsyPost 0